Çırê Musyon

31 Ocak 2017 Salı

ZAZA-ZAZA MI,ZAZAN

Ünlü Selefkos İmparatorluğu döneminde (MÖ 322-MS 63) önceleri İran, Ermenistan ve Medya’ya daha sonra güneyde Suriye ve Mezopotamya’ya yayılan Part aşiretleri buralarda bölgenin diğer kavimleri ile karıştığı görülür.

Ermeni tarihçiler Van bölgesinde, Romalı tarihçiler daha batıda Urfa ve Halep civarında yerleşik olan bazı Part aşiretlerinden bahseder. Anlaşıldığı kadarı ile Part kabileleri farklı lehçelerde oldukları tahmin edilen kendileri gibi Ariyaca konuşan toplulukların arasında bu kabileler yerleşik düzenlere geçmiştiler.

Partların/Eşkanilerin yerleşimi konusunda Kırmanckilerin/Zazaların Kuzey Kürdistan’daki ve dil bakımından onlara yakınlığı ile bilinen Güney doğu Kürdistan’da ki Goranların Elam’ın Kuzey batısına düşen Medya’da ki (Doğu Kürdistan’daki) günümüzdeki demografik yerleşimleri dikkat çekicidir. Bir an için bu yerleşim dikkate alındığında Kırmanckilerin/Zazaların ve Goranların Part soylu bu bölgelere yerleşen kabilelerin uzantısı olduğu sanısına kapılanabilinir.

Part siyasal tarihi incelendiğinde onlar hem Kuzey batı Kürdistan’da ve Doğu Kürdistan’da bu bölgelerde uzun yıllara yayılan cephe savaşları yapmışlardır. Pek ala anılan bölgelerde yaşayan bu topluluklar Partların soyundan olabilir. Tabi Pers Kralı Darius’un Bihistun Kitabesi’ndeki (DUYUN KİTABESİ) “Zazan’lar” belirlemesini bölge adı olarak değerlendirirsek yada Ahameniş Kralı Darius’un tanımladığı bölge adı "Zazan" ile modern Zazaların ilişkisini tesadüfi bir benzerlik olarak kabul edersek! Çünkü Kral Darius Zazan adlı bölgede Babil Kralı III. Nebkadnezar'ı yendi, beş gün sonra Fırat kenarında Zazana yakınında tekrar yendi. III. Nebkadnezar Babil'e doğru kaçtıysa da orada tutuklanıp idam edildi. Bu Zazana'nın bizim Zazaların toprağı ile hiç alakası yoktu.


Part Eşkani Devletin Ön Asya’da Doğu Aryan halkların batıdaki hudutları Fırat kuzeyde Murat ve Aras Nehirleri olarak oluşmaya başlamıştır. Partlar, kendileri gibi aynı soydan olan doğuda Farsların batıda Kürdlerin içinde erimiş oldukları ön görülür.”


(Oyunlara gelmemek için Bihustun yazıtının ilgili bölümünü sunuyorum:
İngilizcesi:"(19) King Darius says: After that I marched against Babylon. But before I reached Babylon, that Nidintu-Bêl, who called himself Nebuchadnezzar, came with a host and offered battle at a city called Zâzâna, on the Euphrates. Then we joined battle. Ahuramazda brought me help; by the grace of Ahuramazda did I utterly overthrow the host of Nidintu-Bêl. The enemy fled into the water; the water carried them away. On the second day of the month Anâmaka (18 December 522 BC) we joined battle.
Türkçesi: “Ben Kral 1.Darius derim ki; Babil’i fethinden sonra bölgede isyanlar çıktı. Ainaira'nın oğlu Nidinta-Bel adında biri, Yeni Babil'in son kralı Nabonidus’un oğlu olduğunu iddia ederek Babil kralı III. Nebukadnezar olarak isyana başladı. Fırat Nehri kenarında Zazana yakınında bir muharebe yapıldı, ben (1. Darius) bu kral III. Nebukadnezar’ı yendim. Onlar nehir yolu ile (sandallarla) kaçtılar. Ahura-mazda bana yardım etti. Beş gün sonra Anamaka ayında (MÖ 13 Aralık 522 tarihinde) onu tekrar yendim.”*G. P. Goold, Harvard Studies in Classical Philology, 1 Ocak 1972, Harvard University Press,

 “İslamiyet öncesi Ön Asya ve ARYAN KÜRDLER” kitabından derlenmiştir. Bahoz Şavata..
Foto
 Eine Plus-eins-Empfehlung
1
Öffentlich geteiltAktivitäten ansehen

Bahoz Savata

26 Ocak 2017 Perşembe

Kürtleri hendeklere gömdüler..!

"Hükmatîr hükmat lazim"
(Hükümete karsi hükümet lazim)
Atalarimizin meshur sözüdür..
Bu sözdende anlasilacagi gibi güclerin estsizliginden bahsedilmektedir..Bu sözün bir gerceklik payi vardir yadsinmamalidir..Bunu yasadiklari zulüme dayanarak söylüyorlardi...
Güclerin esit olmadigi , ve halkin destek vermedigi hicbir savasin kazanma sansi olmaz..Güney Kürdistan ve rojava gercekligi ortadadir...
Biraz gecmise takilalim...
Bunca yapilan kiyima karsi hala devlet olmayi Kürt kitlelerine kötüleyen cevrelerin aymazligi sonucu kuzeyde Hendek savasilarindan sonra Kürtler adeta bitirilme noktasina getirilmistir...
Niye hendek?
Gerci daha öncede yüzlerce kisi yazdi..Kimi savundu kimi karsi cikti..
Bence bu hendekcileri sorgulamak gerekiyor...
Bana göre HDP lilerde karsiydi..Ancak irade sahibi güc böyle istedigi icin buna karsi koyamadilar..Sonunda onlarda savunmak zorunda kaldilar.. Peki bu güc kimdi?
Evet!
Bu korkunc projenin sahibi Irandir...
Iran KCK ya hendekler kazip savasacaksin dedi ve onlarda bu sözün geregini yaptilar...yani Kürtlere kaybettirdiler...
Savas KCK ile Türkiyenin degil adeta bir Iran Türkiye savasiydi..
Örnegin Cizre..!
250 bin nufuslu Cizreyi düsünün...Sehrin her tarafina hendekler kazip, kazilan hendeklerin icine 500 silahli militan yerlestirdiniz..Devlet geldi Cizrenin etrafini kusatti...
250 binlik Cizre halki silahlanmadan Cizre nasil kurtulur?
Halk eline silah alip sizinle birlikte savasmadi...Siz 500 kisi ile halki Cizreye hapsettiniz..Firsatini bulup cikanlar canlarini kurtardi..Geriye kalanlar ise korkunuzdan teprenemedi bile ve hepsi ölüme razi sekilde beklemeye koyuldu...
Devlet ne yapti?
Önce cagri yapti..Siz ise savasmaya ve direnmede karar kildiniz..
Devlette geldi tanki ve toplari hatta helikopter ve ucaklari ile Cizreyi dövmeye basladi..
O 500 gencecik kocyigitin yaninda yüzlerce sivilde gerek evlerinde gerek evlerinin bodrumlarinda diri diri katledildiler..
Akil var mantik var...!
Halklarin desteklemedigi hangi hareketin kazanma sansi olmustur...?
Eger halkin tamami silahlanip sizinle saf tutsaydi zaten devletin Cizrede kazanma sansi olmazdi..Sayet Cizrede halk size katildi ve siz kazansaydiniz..Halkin en temel ihtiyaclarini(Elektirik,su ve diger ihtiyaclarini) nasil karsilayacaktiniz?Cünkü Cizrenin disinda kontrol yine devletteydi..
Devlet Cizre halkini elektiriksiz , susuz ve ac biraksaydi ,Cizre halki bir ayda bu defa sizi yer bitirirdi...
Nitekim öylede oldu..
Bugün Cizre,Sirnak,Nusaybin,Sur ve Gewerde halk evsiz,yoksul ve zor kosullara karsi yasam savasi veriyor ve perisan bir durumdadir...
Kürdistanda halk desteginden yoksun hicbir savas kazanilamaz...
Demekki halkin size karsi süreklilik tasiyan bir destegide yokmus...
Kürt halkinin gercekligini ve taleplerini yadsiyarak,yok sayarak sadece secimlerde tulum oy cikarmakla bir halk kurtulmaz...

17 Ocak 2017 Salı

Tutsak Kadin

Bir annenin Hakim,Bajari,Rencber ve Beredayi adinda dört cocugu varmis..
Hakim ile Bajari Bagdatta, Rencber ise köyde yasiyormus..Beradayi ise hoyratca biri, issiz ati ile diyar diyar gezip duruyormus..
Beradayi disinda hepsi annesinden haberdar ancak pek ilgilenmez ve kendi yasamlarini öylece sürdürüyorlarmis...

Beradayi birgün daglarda bayirlarda gezerken, askerlerin elinde esir bir kadinin oldugunu görür..
Kadina yaklastikca umutla beni bu zalimlerin elinden kurtarir diye kadin genclesir ve güzellesir..
Uzaklasinca kadinin yüzü burusur yasli bir hal alir..

Bu duruma üzülen Beradayi kadini kurtarmaya karar verir...Bunu yalniz basaramayacagini düsünür ve kardesi Rencberden yardim ister...
Rencbere kadini tarif eder..Rencber annelerinin oldugunu hemen anlar..
Beradayiye o kadin bizim annemizdir der...
Biliyorsun Beradayi kardes, ben fakir bir insanim ne yapabilirim der..
Bak o Hakimin ve Bajarininde annesidir..Onlar güclü paralari var onlara git durumu anlat, belki sana yardim ederler..

Beradayi Bagdat yollarina düser..
Hakim ve Bajariye durumu anlatir..
Beradayiden pek hoslanmayan bu ikili rahatlari bozulmasin diye Beradayinin istemine olumsuz karsilik vermekle beraber rahatimizi bozma bize ne diyerek onu kovarlar..
Beradayi ona sadece Rencberin yardim edebilecegini düsünerek tekrar Rencbere ugrar..Rencber ile kollari sivarlar..Her ikiside silahlanarak atlarina biner ve annelerinin esir oldugu yere dogru yol alirlar...Annelerinin tutsak oldugu yeri ögrenir ve onu askerlerin elinden kurtarmaya calisirlar ancak gücleri yetmedigi icin kurtaramazlar ve üzgün ve perisan bir halde eve dönerler..

Kürtlerin hikayesi bugün icinde bulunduklari durum maalesef aynen budur..
Bu hikayeyi Ismail Besikcinin "Devletlerarasi sömürge Kürdistan"adli eserinde okumustum...
Hikayede anneye bicilen rol isgal altindaki ülkeyi anlatmaktadir..
Kardeslerin rolü ise vatanseverligin ölcütünü belirlemektedir..
Bugün yasananda bu degilmidir?
Kimi rahati ve ikbali icin sömürgecisinin emrinde, kendi bireysel cikarlarini toplumunun cikarlarinin üstünde gören bir anlayis, kimide ülkesinin cikarlarinin öncelikli oldugunu düsünerek isgalciden kurtulmanin mücadelesi icinde..

16 Ocak 2017 Pazartesi

Kürt edebiyatinda ilkler..!


İslam öncesi Kürt Edebiyatı'nın ilk yazılı örneği: Bilinen ilk Kürtçe şiir M.Ö 330 yılında Baraboz tarafından yazılmıştır....
Klasik Kürt Edebiyatı'nın (İslamî dönem) ilk şairi Baba Tahirê Hemedanî (Uryan) ile Eliyê Heriri’dir.
Kürtlerin adı bilinen ilk dengbêjî; Evdalê Zeynikê ( Van- Mikis)
İlk Kürt kadın dengbêji: Eski Sovyetler Birliği’nde yaşayan Kürtler içerisinde, ilk Kürt kadın sanatçı Susika Simo’dur.
Nesir alanında eser veren ilk Kürt yazar Elî Dînewerî’dir (820-895). Bilimsel konularda eser vermiş bu Kürt yazar eserini Arapça ile yazmıştır.
İlk Kürt edebiyatçısı Hewlêrli İbn Xalikan’dır. (Bu görüş Enver Mayi’ye aittir.)
İlk Kürt tasavvufçusu Melayê Cizîrî’dir. (1570-1640)
Milli temalı ilk şair Ehmedê Xanê’dir. (1651-1706)
İlk Kürtçe Sözlük Ehmedê Xanî’nin yazdığı "Nubîhara Biçûkan"ın bir bölümüdür.
İlk Kürtçe gramer kitabını Ali Teremoxî yazmıştır. (XVI. yy)
Coşku ve heyecan şiirleriye nam salan ilk Kürt şair Feqîyê Teyran’dır. (1390-1660)
İlk Kürtçe Mevlit, Melayê Batê tarafından yazılmıştır. (1417-1491)
Latince yayım yapan ilk Kürt dergisi Celaldet Bedirxan tarafından çıkarılan "Hawar" dergisidir. (1930)
Eserleri günümüze kadar ulaşan ilk Kürt kadın yazarlar; Mah Şeref Erdelanî ile Mîhrîbana Berwari’dir. ( 1814-1865 aynı yıllarda yaşadıkları tahmin ediliyor.)
Tarihte bilinen ilk Kürt tiyatrosu 1872 yılında Ebuzziya Mehmet Tavfik tarafından yazılan "Ecel-i Kaza"dır. "Kaza ile gelen ölüm" ya da "talihsiz ölüm" anlamı da taşıyan "Ecel-i Kaza"nın yazarı Ebuzziya Mehmet Tevfik, Orta Anadolu Kürtlerindendir. (Kaynak: Sedat Ulugana/ Kürtlerin en eski tiyatro eseri, "Ecel-i Kaza")
İlk Kürt gazetesi: "Kürdistan"- Mikdat Mithat Bedirxan, 22 Nisan 1898 – Mısır Kahire
Modern bir matbaada yayımlanmış ilk Kürtçe kitap: "Mewlîdê Nebî" (Peygamber Efendimiz'in Mevlidi), 1899 yılında Diyarbekir Litografya Basımevi tarafından 400 adet basılmıştır.
İlk Kürt cemiyeti: Kürdistan Azm-i Kavî Cemiyeti, 1900 İstanbul
İlk Kürt kadın cemiyeti: Kürt Teali Nisvan Cemiyeti, 1919 İstanbul
İlk Kürt öğrenci cemiyeti: Kürt Talebe Cemiyeti (Hêvî), 1912 İstanbul
Kürtlerin ilk modern tiyatro teksti olarak kabul edilen ''Memê Alan'' 1918’de Ebdurrehim Rehmîyê Hekarî'nin yazdığı oyundur
İlk Kürtçe piyes: ''Birîna Reş'' (Kara Yara) -1959’da Musa Anter- Harbiye Askeri Cezaevi’ndeki hücresinde yazdı.
Türk Tiyatro ve Sinemasında Kürt karakterlerin işlendiği ilk oyun: 1977’de "Deprem ve Zulüm"
Oscar’a aday gösterilmiş ilk Kürt filmi: "Şîwenî Befir"
İlk Kürt romanı: Erebê Şemo "Şivanê Kurd"
"Mem û Zîn" adlı eseri Fransızca’ya çeviren kişi Dr. Nurettin Zaza’dır. (1988’de Lozan’da vefat etti)
Türkiye'de İlk Kürtçe klipi çeken: Ferhat Tunç
İlk Kürt filmi: 1926 yılında Kürt kadınlarının durumunu ekranlara getiren "Zerê" adli film çekildi.
İlk Kürtçe çizgi roman:“Mirina Jaro” (Jaro’nun Ölümü), yazan Mamê Elî çizen Levent Özkan
Kürt çocuklarının ilk çizgi roman karakteri: "Guldexwîn", yazan İbrahim Sediyani çizen Zişan Özeke (21 Mart 2012- Siirt'ten Öte Haber Kültür Sitesi)
İlk Kürt Film Günleri: Almanya’nın Köln kentinde düzenlendi. Kürdistan Öğrenciler Birliği (YXK) ile Baran Kültür Evi'nin ortaklaşa düzenlenen 1. Köln Kürt Film Günleri, 30 Eylül 2006'da yapıldı.
Kürdistan'a matbaanın girişi: Osmanlı döneminde 1856 yılında Erzurum'da kurulan matbaa, Kürdistan topraklarındaki ilk matbaadır.
İlk Kürt matbaası: Kürdistan Gazetesi Matbaası, 1898 Mısır Kahire
Modern anlamdaki ilk Kürt matbaası: Huseyîn Huznî Mûkriyanî, 1915 Halep
Yasal olarak çıkan ilk Kürt gazetesi: Kürt Teâvun ve Terakki Gazetesi, 1908 İstanbul
İlk Kürt yayıncılığı: Ermenistan’da 1921 yılında "Roja Teze" isimli bir gazetenin yayınlanmasıyla.
İlk Kürt müzik grubu: Koma Wetan, 1970 (Rock grubudur)
Kürtlerin ilk enstitüsü: Paris Kürt Enstitüsü
İlk Kürdoloji çalışması: İtalyan Maûrîzîo Garzonî ("Rêziman û Ferhenga Zimanê Kurdî")
Akademik dilin Kürtçe olarak kullanıldığı ilk üniversite 1968 yılında kurulmuş olan Süleymaniye Üniversitesi'dir
İlk Kürtçe hikaye: 1840’lı yıllarda Mela Mehmûdê Beyazîdî, "Mem û Zîn"in izinden bir öykü yazarak, bugünkü manada yazılı ilk öyküyü kaleme almıştır. Ayrıca Fuat Temo’nun "Roja Kurd" dergisinde kaleme aldığı “Çîrok” başlıklı hikayeler de modern Kürt öykücülüğünün en gelişkin ilk örneklerindendir.
İlk Kürtçe makale: Mardin Artuklu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü'nce hazırlanan “Mukkadime” adlı dergi yayımlandı. Dergide biri Kürtçe olmak üzere toplam 12 akademik makale yer alıyor.
Mern anlamda eser veren ilk Kürt şairi: Ebdullah Goran’dır. (Halepçe 1904-1962)
İlk Kürt Kütüphanesi: Kitêbxanêya Kurdî – İsveç-10 Ekim 1997
İlk Kürt kadın web sitesi: FeminKurd.net, 2012 Diyarbakır
Tarihte Kürtler