Çırê Musyon

26 Eylül 2016 Pazartesi

XALİS AXAY SİPKÎ

Xalis axay Sipkî, şêrî Agirîd yew şerwanû pîl bi..
Dima kotibi êf vera..
Axa 1950 ra pê Demokrat partîra bibi wekîl..
1960 di waxtag askêr dest na idarî ser..
Xalis axay tepîşên bên Yassîada..
Xalis axa rind tirkî zî nizonênî..
Mudeomomî mehkemê orfî idarî, derheq Xalis axay di idom wazêna..
Suc Xalis axay zî,
rêy dabî semedê yew qanûna.
Hakîm mehkema axayra persenû..
Vano yew vatê to esto yan nê?
Xalis axa vano:
Mi şima tirkanra têwe fam nêkerd..
Mi şêr Agirîd bêlya 100 tene esker kişt, na devlet mi af kerd ez kerda wekîlîz..
O semedê yew qanuna mi dest kerdo berz..Ekê zî ha idom mi wazêna..
Vûllay ez şaş bîya menda..
Na devletîr yew vatê mi hîn nêmendo...

11 Eylül 2016 Pazar

Yurtsever Meho..





Yil 1981, Piranin Salori köyünde calisiyordum..
Köy bir zaza köyüydü..Insanlari cok muhafazakar ancak kürdi degerlerine siki sikiya bagliydilar..1925 hareketinede köyden katilim olmus, o dönemi yasamis ve bilen yasli insanlari ben tayin oldugumda bir kaci hala yasiyordu..

1980 darbesinin ilk yiliydi..
Ilce Jandarma komutani bir yüzbasi,kaymakam ve Ilce Milli Egitim müdürü okulumuzu denetlemeye gelmislerdi..

Kaymakam ve Milli Egitim Müdürü kenara cekilmis,yüzbasi elinde bir tahta parcasi ile cocuklari isaret ederek sorular soruyordu..
Birinci sinifimizin en büyük ögrencisi Meho, o zaman 11 yasindaydi..
Meho diyorum, cünkü isminden dolayi kisaltilmis adiyla cagriliyordu..

Isyankar ve aykiri bir cocuktu..Bazen evdekilerden küser komsu mezrada günlerce akrabalarinda  kalirdi..Ta ki biri onun gönlünü alana kadar,, ancak öyle köye dönerdi..
Mehonun babasi genc annesinden ayrilmisti..Meho babasiyla birlikte agabeyinde kaliyordu.. Türkceyide diger birinci sinif ögrencilerim pek bilmezken o cok iyi konusabiliyordu..
Ben köye tayin oldugum yila kadar okula kaydi oldugu halde devam etmemisti..
Mehoyu okula gelmeye ikna ettim..Ancak hergün gelemiyeceginin pazarliginida yaparak..
Anlasmistik artik.. 
Sürekli olmasada haftanin ancak bir iki günü okula ugruyordu..Amacim Mehoya ilerleyen yasindan dolayi sinif atlatarak diploma vermekti..Okuma yazmayida cabuk ögrendi..Cünkü yasi egitim ögretim caginin bitimine yakindi..
Tesadüfe ya!
Bu üclünün geldigi gün Mehoda okuldaydi..
Sadece Mehonun aykiri davranacagini bildigim icin, onu ve diger cocuklari bes dakika icinde olsada uyarmistim..Buna ragmen beni ancak Meho yaniltabilir kaygisinida tasimiyor degildim..
Cünkü bu tür sorulari soracaklarindan adim gibi emindim...
Yüzbasi en arka sirada oturan Mehoyu isaret edince Meho ayaga kalkti..
Yüzbasinin ilk sorusu duvardaki bayragi göstermek oldu..
Yüzbasi Mehoya bu bayrak kimin cocugum diye sordu..?
Meho duvardaki M.Kemali isaret ederek bu bayrak onundur dedi..
Hepimizin degilmi diye sorunca, Meho'dan yine ayni cevabi almisti..
Sorusunu yüzbasinin yine kendisi cevaplayarak bu bayrak bütün Türklerindir demisti..
Ikinci sorusu, M.Kemalin duvardaki portresini isaret ederek bu kimdir diye sounca,
Meho o Atatürktür dedi..
Peki sen onu seviyormuusun diyince..
Meho,
valla ben onu hic sevmiyorum dedi..
Korktugum basima gelmisti...
Peki neden sevmiyorsun onu?
Babam diyor o bizim dedelerimizi idam etti..Bende onun icin sevmiyorum..
Bu defa suc babanin üzerinde kalinca rahatladim...
Kaymakam,Yüzbasi ve Ilce Milli Egitim Müdürü adeta dillerini yutmuslardi..
Bende basima gelecekleri zihnimde kurgulamaya baslamistim ..
Nitekim!
devreye Milli Egitim Müdürü girdi..Komutanim ilcemizde 1925 yilinda baskaldiri oldu biliyorsunuz degilmi?
Yüzbasi evet dedi..
Bu köydende o isyana katilanlar oldugunu duymustum..
Hatta yaslilar arasinda hala o dönemleri yasayanlar var diyince, yüzbasi bana dönerek bu cocugun babasi kac yasinda ..?
80 yasinda dedim..
Ikna olmustu..
Basini salladi..
Ilcemizin tümünü yediden yetmise egitime almak gerekiyor diyip köyden ayrildilar...
Bu benim meslek hayatimda gördügüm ve unutmadigim bir anidir..
Atatürksever Kürt siyasetcilere ithaf olunur..
Kürt halkinin yigit Meholara cokca ihtiyaci var..


Yukaridaki resimde solumdaki cocuk....

9 Eylül 2016 Cuma

Sömürge ulusun ögretmenleri



Her sürgünün bir ancak benim onlarca hikayem vardir.
Meslek hayatimi hep sürgünler yasayarak gecirdim..Sadece 1990 ile 98 arasinda dört sürgün yasadim..
Ilk sürgünüm 1990 yiliydi...
Bingölde, o dönemde IHD ve HADEP'in ortaklasa düzenledikleri bir salon Newrozuna icabet etmistim..O gece benim disimda onlarca devlet memuru olmasina ragmen piyango sadece bana cikmisti..
Sürgün yerim ise Konyanin Cihanbeyli ilcesiydi..Biraz olsun yüregime su serpilmisti.Cünkü Cihanbeylide nüfusun % 50 niden fazlasinin Kürt oldugunu biliyordum..Ancak öyle bir devlettirki Cihanbeylinin en fasist Belediyelik olan bir Türkmen kasabasina tayin edilmistim.. Kasabanin 5 bin nüfusu vardi icinde ise üc tane ülkü ocagi subesi bulunuyordu..
Yani her mahallenin bir ülkü ocagi vardi..
Tam bir yil bu köyde kaldim bana sinif bile verilmedi..Günübirlik hakkimda raporlar ilce Milli Egitim ve Kaymakamliga gittigini yine bir ögretmen arkadastan duymus  hicte umursamadan gün boyu Ögretmenler odasinda zamanimi Kitap ve mecmualar okuyarak geciriyordum..
Hafta sonlarini iple cekiyor ,Cihanbeyli merkezde bulunan Kürtlerin  icinde soluk aliyordum..

O süre zarfinda birkac kez tayinimi tekrar Bingöle yapmak icin Ankaraya gitmistim..Ögretmen olarak degil düz memur olarak ancak tayinimi tekrar Bingöle almistim..Akabinde 3 ay sonra tekrar Ankaradan yeni bir kararname ile meslege gecis yapmistim...
Bu sevincimde ancak 6 ay sürdü, ardindan ikinci sürgünüm geldi..
Bu defada Denizlinin Mugla sinirindaki yeni ilcesi Beypazarin bir yörük köyüne sürgün edilmistim...
Ancak gitmeden önce Ankaraya ugramis, ilimiz vekili Haydar Baylasin yogun temaslari sonucu görev yerimi Izmir olarak degistirmistim..
Izmir en uzun süre kaldigim sürgün yerimdi..
Buradada sürekli gözetim altindaydim..
Zaman zaman sivil polisler okula kadar gelerek, eften püften gerekcelerle almak istedilersede, okul yöneticilerimin bana sahip cikmalari sonucu kisa gözaltilar sonucu birakiliyordum..

Basimdan gecen cok ilginc olayi anlatayim..
Ankarada HADEP kongresinde yasanan bayrak hadisesinden birgün sonra terörle mücadele ekibi beni okuldan almak istedi..
Hakkimda isnat edilen suc ise,güya bayragi  kongrede ben indirmisim..O hafta sonu Aliaga ögretmen evinde okul müdürüm ile o gün sans eseri birlikte oldugum icin, bu büyük tehlikeyi atlatmistim..
Birgün sonra Kemalist bir türk ulusalcisi olan müdürüm beni makamina cagirarak ,,bu durumu anlattiginda benden cok kendisi devletinin nasil bir ceberrut devlet oldugunu,, bu olayimdan dolayi kanaat getirmisti...
Gelen ekibe,
Insaf ya demis!
Gelenlere dün ben bu adamla iki saat ögretmenevinde beraberdim demis..
Memurumuz sürgün geldigini ilimize daha gelmeden, Milli Egitim Müdürlügüne cagrilarak memurumuz hakkinda bilgilendirildim..
Bahsettiginiz gibi bir fiili olsaydi ,sizden önce yetkilileri ben bilgilendirirdim demis..Ama bu adamin bu saatten sonra sussuz olduguna hakkinda isnat edilenlere artik bende inanmiyorum demis ve ekibi ikna ederek geri yollamis..

Anlasilan Kürt isen devlete zaten dogustan muhalifsin....
Neyse!

Bu sevincimde ancak 2,5 yil sürdü..
Sürekli sürgünlerle bu is olmaz diyen fasist devlet, beni ebedi sürgün olarak cezalandirarak yurtdisina cikmaya zorladi...Tam 18 yildir yurtdisinda sürgündeyim..

Kisa sürgün hayatimi yazmamin sebebi dün Bingölden aldigim haberlere göre 170 in üzerinde ögretmen görevinden alinmis...Hala alinacak ögretmenlerin oldugu söyletileride herkesin dilindeymis..

Ben bunu 26 yil önce yasamis bir emekci olarak, bütün meslek arkadaslarimin bugün icinde bulunduklari ruh hallerini cok iyi anliyorum..
Bu nedenle genc meslek arkadaslarima önce gecmis olsun dileklerimi iletiyorum..
Devletsiz halkin magdur cocuklari olarak gelecek hayatlarinizin bugünkü Türkiyede garanti altinda olmadiginida düsünüyorum..

Her ne kadar ajan ve muhbirlerin ihbarlari sonucu atildiginizi düsünüyorsanizda yaniliyorsunuz..
Devlet sizin güvenlik sorusturmalarinizi meslege girdikten sonraki calisma pratiklerinizden yola cikarak zaten hazirliyordu..
Cogunuzun bundan haberi bile oldugunu sanmiyorum..Sizin sicil dosyalarinizda mülki amirlerinizin tuttugu raporlarda bunlar mevcuttur..
Ayrica devletin aile gecmisinizden tutun cevrenizdeki iliskilerinizi sürekli mercek altinda tuttugunu bilmenizi isterim..

Evet,
devletsiz halkin magrur cocuklari..
Inaniyorumki cogunuzun illegalite ile hicbir iliskiside yoktur..Ama devletin Terörle mücadele dairesinde kirmizi kalemle isaretli dosyalarinda bu raporlariniz mevcuttur..
Bu raporlariniz ilerki yillarda cocuklarinizinda önüne cikacagi kesindir..

6 Eylül 2016 Salı

KÜRTLERİN ZORUNLU İŞBİRLİĞİ VE SAVAŞLARI


Dibêjin Şam şekire, lê Welatêm şîrin tir e.
Dibêjin Şam şekire, Kurdistan şîrin tir e.
Şer bikin hember romî, lê pişta xwe nedin şamê.
lu me çêkir  me çêkir
Şivan Perwer

Son dönemlerde özellikle Güneyli Kürt liderlerin sömürgecilerle olan  iliskileri en cok konusulan siyasi konularin basinda geliyor.....
Örnegin: Barzaninin Türkiye iliskileri yine YNK ve Goran'in Iran ve Irakla olan iliskileri..


Bu iliskilerin cok dogru irdelenmedigi kanisindayim..
Sömürgecilerin Kürt partileri üzerindeki etkisi yadsinmaz bir gercektir..
Gecmistede simdide bu iliskilerin zorunluluktan kaynaklandigi bircok siyasi cevre tarafindan dile getirilmiyor..Tartismalar daha cok sig bir cercevede savundugu görüs yada bagli oldugu ideoloji dogrultusunda sürüp gidiyor..
Aman ha !
Türkiye yada Iran düsman devletler degilmidir..Bunlarla iliskilenenlermi bize özgürlügü getirecekler gibi bir takim laflar..
Kürt siyasi partileri gecmistede simdide kendilerine sürekli acik bir kapi birakmak istediklerinden kaynakli bir durumdur vede zorunludur..
Gerek disa acilmalarinda, gerek kendilerine bagli toplulugun gereksinimlerini ve ihtiyaclarini karsilamada ve rahat bir nefes alabilmek icin bunu yapmalari gerekiyor..
Kürtlerin ne denizi nede baska bir ülkeye acilacak bir baska sinirlari yoktur..Mutlaka bu sinirlardan birini asarak dünyaya acilmak zorundadirlar..
Bu hakikatler dogrultusunda biraz olsun vijdani davranmak gerekiyor..

2003 öncesi ve sonrasina bakmakta yarar vardir..
Güney Kürdistanin tamami sömürgecilerin sinirlari ile cevrilidir..
Güney Kürdistanda 5 veya 6 milyon insan yasamaktadir..Bu insanlarin temel ihtiyaclarini nasil ve nereden saglayacaklar, hic düsündünüzmü?
Bu insanlar yiyecek,icecek dahil diger gereksinimlerini acik bir kapi üzerinden yapmak zorundadirlar..
Her partinin bir sömürgeci kapiya yaslanarak, kendilerine bagli topluluklarininin ihtiyaclarinida karsilama zorunlulugu vardir..
Cünkü onlarin kurtulus örgütü veya partileridirler..
Hicbir parti veya örgüt kendisini destekleyen toplulugun can güvenliklerini,barinmalarini ve temel ihtiyaclarini karsilamadan varligini sürdürmesi imkansizdir..
Gecmiste kurulan bu iliskilerin günümüzde devam etmesi normal bir durumdur...Sömürgecilerin, Güneyli güclere bagimsizliktan uzak durmalari ve sürekli toprak bütünlügünden bahsetmeleri arkasinda yatan en büyük neden, onlara actiklari bu kapilardan dolayidir..
Dikkat ediniz!
her sömürgeci mutlaka bir parti ile siki iliskiler icindedir..Bölgenin Kürt siyasetinide kendilerine bagli bu hareketler üzerinden yapmaktadirlar..

Sömürgeciler zaman zaman bu partileri karsi karsiya getirerek savasmalarinida sagliyorlar..Gecmiste KDP ve YNK arasindaki catismalar, kesinlikle bu partilerin ve onlara bagli halkin istedigi bir durum degildir..Bu catismalar tamamen düsmanlarin istegi dogrultusunda gelismistir..Onlarin birbirlerine yönelimleride bu zorunluluktan kaynakli bir durumdur..
Halende Kürtleri karsi karsiya getirmek icin sürekli bastirmalarina ragmen günün kosullari buna imkan vermemektedir..

1990 larda bu durum ABD nin Iraka gelmesiyle degismeye basladi..
ABD nin Güney Kürdistanda ucusa yasakli bölge ilan etmesiyle,yine ABD nin istemi ile Özal hükümeti tarafindan Barzani ve Talabaniye diplomatik pasaport (kirmizi) vermesiyle birlikte Güneyin makus talihide degismeye basladi..Cogu siyasetcilerimiz verilen Türk pasaportlar üzerinden cok spekülatif tartsimalar baslatsalarda bu Türkiyeninde cok isteyerek karsiladigi bir ihtiyac degildi..Bu imkanlar neticesinde baslatilan diplomatik ataklarla büyük bir mesafe kaydedildigide asikardir...2003 te ise Kürtler özellikle disariya acilmayi asmis bir durumdalar..Dis dünya ile Ankara ve Tahran üzerinden saglanan ulasim, bugün Hewler ve Süleymaniye üzerinden kolaylikla saglanmaktadir..


Yine PKK nin KDP ve YNK ile olan savaslarindada sömürgecilerin rolü yadsinmaz bir gercektir.. 
1992 ve 96 yillarinda PKK KDP yine 2000 lerde PKK YNK savaslarida sömürgecilerin insiyatifinde gelisen savaslardir...
Hicbir Kürt partisi ve lideri biz hakliyiz, savasi karsi taraf istedi diyemez..Mutlaka sebeb ve sonuclari vardir...

Sömürgecilerin bu politikalari Kürtlerin bagimsizligi ve özgürlügü önünde en büyük engel gibi görülsede, bölgede son 25 yilda yasanan gelismeler Kürtler lehine ümit vericidir..Kürtlerin bugün icinde bulundugu durum bölge sömürgeci devletlerin engellemelerine ragmen elde edilen bir kazanimdir..
Yeni Ortadogu paradigmasini belirleyen küresel gücler, eski statükolarinda degisimini beraberinde getirecegi icin fazla karamsar olmaya gerek yoktur kanisindayim..
Önümüzdeki sürecte elde edilecek kazanimlarin büyüklügü ve kücüklügü üzerinde mutlaka tartismalar olacaktir..
Hersey istedigimiz gibi olmayabilir hatta cok kücükte olabilir...
Hersey Kürtlerin ic ve dis dinamiklerine baglidir....

3 Eylül 2016 Cumartesi

Türkün Kürde duydugu nefret!

Kürtler Menbici İSİD katillerinden temizlendi diye, Türkiye hükümeti hemen tehditler savurmaya başladı.
Nasıl olur siz İSİD'i yenersiniz diye..!

Yeryüzünde yenilmeyen  güc yoktur....
Gün gelir Amerika bile yenilir...



Neyse, gelelim asıl meseleye..
Kürt güçleri ilerledikçe siz rahatsız oldunuz.. Menbic ISID'in elinde kalsaydı  sesinizi  cikarmaz ve Suriye'ye girme gereği bile duymazdınız..
25 milyon Kürt vatandaşınız var..Bu vatandaşlarınıza hiç değilse biraz saygınız olsun.. Vatandaşlarınızın akrabalarının yönetimi ele geçirmesi çıkarlarınız gereği sizide sevindirmeliydi..

Hani etle tırnak gibiydik ve kardestik.
"Türk Kürt kardestir istemeyen kallestir"diyorsunuz ya..
Sizinki düpedüz kalleşliktir..
Insan kardeşinin başarısına sevinmezmi?
Sahi, biz Kürtler hep sizinle beraber yürümedikmi ,en zor anlarınızda bile?
Siz ne yaptınız?
Ayağınız sağlam yere basar basmaz Kürdü red ve inkar etmeye başladınız..
Kürdü dağ Türkü yaptınız.
Kart kurt ses çıkaran millet yaptınız.
Eşkıya,haydut,harami,sergerde, en sonda terörist yaptınız..
Bu kadar aşağılanmaya kim dayanır, siz olsaydınız bunları kabul edermiydiniz?
Sizin kabul etmediğinizi biz niye kabul edelim?

Bize ait olan herşeyi tasarufuna alacaksın,bize dilini zorla konuşturacaksin, ama benimkine yasak koyacaksın.
Dilinden çocuklarimıza eğitim vereceksin, benim dilimdede eğitim  yasak olacak.
Bizim köy,kasaba ve şehirlerimizin adınıda değiştireceksin,yetmezmiş gibi dağlarımızın,ovalarımızın,nehirlerimizin,adınıda değişeceksin,eskiye yani bize  ait olan herşeyi yasaklayacaksın..
Hatta Istanbul,Ankara,İzmir,Antalya,Bursaya çalışmaya,okumaya ve gezmeye gelen insanlarımız kendi dilinden konuştuğu zaman linç edeceksin, gece yatarken benzin döküp yakacaksın..
Dünyanin neresinde bir Türk varsa yardimına koşacaksın,kürdün burnunun dibindeki akrabasını öldüreceksin,şehir ve kasabalarını bombalayacaksın, gerektiğinde sürgün edeceksin..
Dünyanin neresinde devlet kursaniz yikarız diyeceksin,bütün bu kötülüklerinden sonra utanmadanda Kürtlere kardeşlerimiz diyeceksin..


Kürtler kendi topraklarını katil sürülerinden geri aldıkça..
Siz üzülüyorsunuz ..
Kürtler kendi toprakları üzerinde özne olmak istiyor..
Siz olmaz diyorsunuz.
Kürtler kiminle dost olmaya kalksa, gidip rüşvet verip o dostluğu hemen bozuyorsunuz..
Yeryüzünde bir halka kardeşim deyip ona kötü davranan sizden başka bir millet varmidir?
Dünya alem sizi I.Cihan harbinde terketti..
Kürtler sizi yine terketmedi, keşke etseydiler. Hiç değilse bu zulmü yaşamayacaktılar.
Bugün Ortadoğuda Kürtlere yeni bir fırsat doğdu..Onuda ortadan kaldırmak için elinizden ne geliyorsa yapıp engellemeye çalışıyorsunuz...
Kötülük tanrısına bile rahmet okutursunuz..


Hata sizde degil bizim eşeklerde..
Bütün aşağılamalarınıza rağmen size kapikulu olmaktan vazgeçmiyorlar..Sizin hizmetinizde olmalarına rağmen  onlarada terörist diyorsunuz..
Sizden saygı falan inanın beklemiyoruz, biraz insan olun yeter..
En çokta sizin kuyruğunuz olan size hizmet eden karaktersiz Kürtlere kızıyorum..
Bu kadar burunlari yere sürüldüğü halde  arlanmıyorlar..
Onlara kökünüzü getireceğim diyorsunuz, onlar eline bayrak alip sizin icin nöbete kosuyorlar..
Bazilarida ortak vatan diyor, hatta yetmezmis gibi Musul,Kerküküde Misak-i Milli icine alacağız diyorlar..

Siz onlarin kökünü kaziyorsunuz , onlar hala  sizden ayrilmayiz diyorlar..
Bütün bu yaşadıklarına rağmen
Kusur sizde değil size sülük gibi yapışmış biz Kürtlerdedir....