Çırê Musyon

25 Mart 2014 Salı

NASIL BİR KÜRDİSTAN?


Kürdistan, Kürdistanda yaşayan ve kendini Kürdistani gören herkesin ülkesidir.

Farklı inanç ve aidiyet kimliklerinin yanı sıra ,aynı aidiyeti taşıyan, kendini öteki gören, farklı kimliklerin bir arada özgürce yaşamalarını sağlayacak toplumsal bir sözleşme ile mümkündür...
Bütün bu kimliklerin bir arada eşit ve özgür bicimde yaşamaları için, nasıl bir Kürdistan sorusu bu bağlamda çokça önemlidir.

Hangi ulusalcı kürde sorarsanız sorunuz size mutlaka , bağımsız Kürdistan istiyorum diyecektir.
Çoğunluğun zihinlerindeki algı , sömürgesi oldukları bağımsız ve sentralist modellerdir.

Bu modeller çağımızın ihtiyaçlarını karşılayan modeller hiç değildir.

Bu model geniş toplum kesimlerininin hak ve özgürlüklerini kısıtlayan, tekçiliği esas alan ve asimilasyoncu politikalarla birçok kimliği içinde eritmeyi esas alır.

Oysa ben bütün renklerin içinde olacağı , her renkten çiçeklerin olduğu bir bahçe gibi bir ülkemizin olmasını istiyorum.
Dikenli gülünden dikensiz çiçeğine kadar.
Hiçbir kimliğin bir diğer kimliğe üstünlük taslamasını asla kabul etmiyorum. Bundan kastım Inanc, dil ve aidiyet farklılıklarının tümünün eşitlik temelindeki temsiliyetidir.


Kürt siyasi parti ve örgütlerinin tümü bu doğrultuda derhal programlarını yenilemeli, bütün bu farklılıkları içeren somut programlarla halklarımızın karşısına çıkmaları gerekir.
Kürt parti ve örgütleri dışında sivil toplum örgütlerininde , Kürdistan'ın ihtiyaçlarını karşılayabilecek uygun federal modeller üzerinde çalışmalara başlamaları elzemdir.

Örneğin: Alevi inancını taşıyan topluluk, şehirler, kasabalar ve istisna köyler dışında topluca belli bölgelerde yoğun olarak yaşarlar. Birçok bölgede zaza ve kurmançlar içinde aynı durum sözkonusudur.

Kürdistan gerçekliğine en uygun model, federal yapı içindeki otonom bölgelerdir, bu bölgelerde yaşayan toplulukların kendi kendilerini yönetmeleri, inanc, dil ve diğer kimliklerinden doğan hak ve özgürlüklerini sonuna kadar ve sınırsız bir şekilde yaşamalarıdır.

Örneğin : Zazaların nüfusça yoğun yaşadıkları Dersim,Bingöl ve Elazığ gibi yine kısmen Diyarbakır'da,Siverek'te ve başka yerellerde yaşayan zaza topluluğunun resmi dilinin zazaki olmak kaydıyla ,kurmanci'ninde ikinci resmi dil olması gerekir. Aynı durum kurmanç nufusun yoğun yaşadığı yerellerde kurmançlar lehine olması ve zazaki'ninde ikinci dil olması şart koşulmalı.


Inanç kimlikleri için böyle bir uygulama sözkonusu değildir. Her inanç kendi cemaati tarafından ihtiyaçları karşılanmak üzere özerk olmalı, ekonomik ve sosyal ihtiyaçları cemaatleri tarafından karşılanarak inançlarını sürdürmeleri en doğru olanıdır.
Bunun dışında Ezidi ve diğer gayri müslim halklar içinde aynı inanç ve aidiyet modeline uygun otonom bölgeler olmalıdır.

Kürdistan gibi çok renkli ve çok kimlikli bir ülkenin toplulukları kanımca ancak böyle özgür olabilirler. Birbirini ötekileyerek,yok sayarak,üstünlük taslayarak çelişkilerimizi derinleştiren zararlı tavır ve davranışları ötekilemektir.

Irfan KAYA

22 Mart 2014 Cumartesi

ÇÖZÜM MEKTUPLARI



Öcalan ve MIT başkanı oturup Kürtlere okunması için mektup yazıyorlar.
Bu mektubun günlerce propagandası yapılır, Kürtler beklenti içerisinde merakla o günü ,yani 21 Mart'ı beklemeye koyulurlar.

Kürtler gerçekten çok tuhaf,hiç anlaşılmıyorlar...


Dün merakla beklenen mektup okundugunda alkış ve zılgıt sesleri iç içe geçmişti ,oysa alkışlanacak tek cümle yoktu .Mektubun içeriğinden
ne dediği pek anlaşılmıyor,çok sığ ifadeler kullanılmış öncekine nazaran bu seferki,renksiz,soğuk bir şeydi...
İnsanlar,yani Öcalan'a çok bağlı olanlar,okuduklarında ne hissediyorlar? Dün okunan mektup hakikaten çok garipti..

Geçen yıl yazılan mektupta edebi bir üslup vardı,o mektupta felsefi göndermeler vardı,edebi sanatlar yapılmıştı...Bu seferki öyle değildi...
Mektup çok üstün körü yazılmış.
Çünkü MIT ve hükümet öyle yazilmasını istemiştir.
Mektupta daha çok AKP propagandası vardı.

Kürtler bağlanmışlar,ya da bağlatılmışlar,çok çeşitli sosyolojik,psikolojik nedenleri var...
Herseye alkış çalıyorlar...
Türkiye halkı deniyor alkışlıyorlar, adeta kiyameti koparıyorlardı.
Kürdistan veya Kürt halkı demek çok mu zordu.
Gerçekten tuhaf bir halkız...


Bize ait olan deger ve kavramlardan adeta soyutlandırmaya çalışıyorlar.
Düşünün...
Demokratik özerklik,demokratik ulus,demokratik moderinete..
Bunlar sürrealist şeylerdir...
Kürtlere getirisi hiç olmayan şeyler..
Çok özel kullanılan kavramlar.
Kürtler tarafindan hiç anlaşılmayan şeylerdir.
Sosyal ve toplum bilimlerdeki anlamiyla Kürt gerçekligi ile pek örtüşmeyen kavramlardır...

Kısa ve öz dün okunan metinde ,Kürt ve Kürdistaniliği çagristiran tek bir cümle yoktu.

İrfan KAYA

1 Mart 2014 Cumartesi

Hêr'îr Niştê zî pere nêken




Şex Arif Çan rocek şinû Miyalû. Beno meymanê yew dewic.
Bon dewic di qato, qat bîn ahûr û merekê , qat lewi zî kê dewico.
Yew Hêr'î dewic esto, şev û roc tim zirrêno.
Dewic vunû :
-Şex dê in Hêr mir yew nişte biker, ti hê vênênî şev zî zirreno.
Niverdeno ma şev zî rakû.
Vatişan gorê wendê şex Arif çinêbi.

Şex Arîf zunû dewic destra xelasê yi çinya.
Şex pê qêlemâ cê çi niseno dunu dewic dest.
Vunû:
- Nişte ber ahûrid binatê dês'id ruen.
Homa vac ê her to hên nêzirreno.

Dewic niştê geno beno ahûr'id binatê kerrûn nonû ruê û vecîyeno lewê.
Binatêra nîm sehat newerena hêr dewîc honcî zirrêno.
Dewic vunû:
-Şex qesem qesem kerametê to zî hêr ma hêt di pere nekena.

Irfan Kaya