Çırê Musyon

27 Şubat 2014 Perşembe

Çerrê bazar ê gurî bîyû?

Dat Mist dewe Pîran Salorî'd cuvîyenî.
1980 di ez tayîn bîya Salorî, ez û dat Mist ma bîy şinasî û dost yewbînan.

Dat Mist di cênî yi estibî. Cênîya pêyîn hema con'ib , dat Mist ra 30 ser qij bî.
Cenîya pêyînra  5 gedê dat  estibî. Vatê dat Mist gorê en tay 5 yan 6  gedê yi  merdibî.

Rahar dew kiştê baxçê dat Mist'ra viyertînî. Dat Mist zerrê baxcî'd yew Hoz'a qicik viraştibî.  Pê baçxê xwi aw dênî.
Vatiş dat Mist gorê çêrrê kyê'd sarê xwu nişitînî, tim Hoz'e baxçîd sarê xwu şitînî.
Rocek nimac sibêd'î ez reura varişta wî ez şinî Pîran. Ew waxt tomafilê dewê ma çinebî. Ma mecbur peyatî şînî  sêr rahar Pîran, ucad hema ma niştînî tomafil  pê şînî Pîran.

A roc ez ama kiştê baxçî, zerrê baxçîra yew veng amê goşan mi, mi sarê xwu çarna hetî baxçîya, ez çi bivînî?
Yew merdim wertê zimiston xwu kerdû zit mîyan awk di vano :
"Euzubiîllah-î mîne şeytanû racîm"  û xwu cenen û awkê hoz'ir.
Ez şaş bîya, xweb xwe fikriyaya , in merdim cê sarê  pernaw, wertê zimiston pê awa serdin desmac xwu pîl geno?

Mi veng da, gelo ti kam çi kesîy veng biki?
Miyan Hoz'ra dat Mist sarê xwu kerd berz, va eza hoca.
Mi va dat Mist, kêye'd aw çinya ti îtyad desmac gên?
Dat Mist, va ez çerrê kyêd desamc pîl nigena, ez imnon û zimiston desmac xwî tim baxçed gena.


Hên in gurê ca verd?

In hêdîsê ra pê yewna roc bi. Ez şîya dewê Dimlî.
Ucad sağlik ocağî estibî. Dat Mist û cênê  yi pîya  ûcadîb.
Ez persawa.
Dat Mist xêra şima îtyadê?
Dat Mist wa:
Hoca  cenek pizera niwêşa mi arda îtya, doxtor vano gede ver şiyû.
Ez gera şêrî Pîran'ra darû biyarî .

A roc ma pîya şî Pîran.
Mi va dat Mist , sêr to zaf pîl, hên in gurê ca verd?

-Qal mi weşê dat Mist nêşîbî.
Dat Mist wa:
-Hoca hema kuvvêt mi ho cado. O gurê hema mi destra yenû. Çerrê bazar ê gurî bîyû?

Qalê dat Mist ser, ez zaf huyawa.
Mi wa dat Mist vûllay bazar ê gurî çinû. La belê bazar gedê  nê ardîş esto.
Homa emir derg bid honimê to, vahar ponc gedan'a.
Ti biwazî hên gedê nibênî.

Vatê mi kot dat Mist sarê.
Wa o gurê çi qedê beno?
Mi va, binê perê to şîn , la belê to û honim piya şima gedûn ra xelesîyên.
Şima gera piya şêr doxtor cênon.
Şıma vanî ma hên qayil nîy gêde ma bibî.
Doxtor ew waxt yan darû dûn şima, yan zî sobina hacêt kên honima, hîn gedê cîr nibênî.
Dat Mist  agêyra mira va:
-Ti eşkênî mad biyêrî doxtor?
Mi va beno dat Mist.
Wa honim weşib badî di  aşman ma piya şînî doxtor.

Badî di aşman dat Mist da piro şi Edena xebat. Ezî tayîn bîya şîya sukê Zonguldak.
Mi hên dat Mist'ra  xeber nê girot.

 Irfan Kaya




Darû: Ilac
Hoz: Havuz
Gedê: Qij,put yan zî minal(cocuk)

26 Şubat 2014 Çarşamba

ŞÊX Û MELA



Ey xalê mi, Xalê Hese!
Şêx, melay ma geyren parse
Fitr û zika xwî r' ken hîsse
Çehergûm vazden cûyî* dîy se.

Ey xalê mi, xal Remezû!
Qey ti ina mendî nezû?
Şêx, melay ma geyren bizû
Wenî kergû, mûnen kuzû.

Ey şêxê mino rilişte*
Ti ma r' kenî qûm û nuşte
Tue Kird xwî r' kew yew helquşte*
Ti şew û ruec* he y ser ruenişte.

Ey şêxê mino fekşuelaqi*
Çi ben însû pey exlaqi
Kirdi r' nî heyon nûn tueeaqi
Ti wen nîm leşê bueraqî

Benû umnû qîjen mele
Kird şin bajar ben 'emele
Dewûn d' xelû, cewû kenû cele
Şêx, melay ma ben qimul*, mele.

Şêx, melay ma şinî dewû
Wenî kergû, dîkû; şimin çayû, qehwû
Çim ginen veywû* , ciniyû
Qirrik qurtnen, liesen lewû.

Ti sera* şin? Ti sera şin?
Ti cezme* kuwen, hewa ra şin
Ti sey fuzû, teyara şin
Tue Kird kew pird, ti ser ra şin.

Mehdî ÖZSOY

-----------------
cezme: cezbe
cûyi : cuwen, ciwen, ciwîn
fekşuelaqi: fekgilêjgin, fekmalêz
helquite: Tirkî" de "tahterevalli"
qimul : qumuli
rilişte: keso ke riyê yê amewo liştiş
ruec : roj, roc, roze
sera: kura, kure, kotî, ça, komca
veywi : veyvi, vêwe

19 Şubat 2014 Çarşamba

Kuzey kürdistan'da dil ve inanç kimlikleri ayrışımı


                             
 Bu çalışmam, Kürt toplumu içinde yaşanan inanç ve diğer farklı kimlikler arasındaki epati eksikliğinide görerek, daha objektif  sunumlarla tartışılması ve geleceğin inşasının temeli olmasını dilerim.

Kürtdistan çok zengin  farklı dil , inanç ve aidiyet kimliklerinin bir arada yaşadığı bir coğrafyadır.
Bu farklı kimlikleri bir arada tutabilmenin tek yolu, hepsini özümsemekten geçer. Bundan kastım, bütün bu kimliklerin teoride ve pratikte eşitlik temelinde yaşam bulması ile mümkündür.

                                     İNANÇ KİMLİĞİ

Geçmiş tarihimizde merkezi otoritelerin politikaları üzerine, Kürdistanda inanç kimlikleri ayrışımı üzerinden yürütülen provakatif çalışmalar  sonuç vermiş, gayri müslim halklar ve topluluklara göçertme,katliam ve soykırım uygulanmıştır. 

Merkezi otoritenin  tek inanç kimliginde karar kılması sonucu yürütülen bu politikalar, Cumhuriyet tarihinin değişik dönemlerinde büyük pravakasyonlarla vuku bulmuştur... 15 Eylül ışıklı geceler operasyonlarının benzeri yakın tarihte defalarca  Kürt aleviler üzerinde denenmiştir.

1970 li yılların başından itibaren başta Maraş olmak üzere Malatya,Çorum ve Sivas'ta her pravakasyon sonrası ,onlarca hatta bazılarında yüzlerce kişinin ölümüne neden olmuştur. 

Bu pravakasyonlarla amaçlanan, kürt ve türk toplum kesimleri içindeki inanç faklılıklarını körükleyerek, Kürt alevileri inanç topluluğunun devlete daha sıkı bir şekilde bağlanması amacı güdülmüştür.
Maalesef! devlet bu farklılıklarımızı kaşıyarak her defasında bir taşla iki kuş vurmayı başarmıştır.

Bugün itibariyle, Türkiye metrepollerinde ve kürdistan'da alevi topluluğun yoğun yaşadığı yerellerde bu politikalar tutmuş, alevi topluluğun ezici bir coğunluğunu devletin safına çekmeyi başarmışlardır. Oysa bütün bu catışmaların tek mübessisi devlet olmasına rağmen , bu kesimdeki yaygın kanı, sünni topluluktaki alevi düşmanlığı olarak algılanmaktadır. Merkezi otoritenin propagandaları alevi topluluğu üzerinde çok etkili olmuştur.

Alevi topluluğunun büyük bir kesimi bu olaylardan sonra aidiyet kimliklerinden giderek uzaklaşmış, inanç kimliğinin arkasına gizlenmeyi korunma yolu olarak seçmişlerdir.

                                 AİDİYET KİMLİĞİ

Kürt toplumunda son dönemlerde yaşanan ikinci büyük ayrışmada, 30 yıldan bu yana özellikle son yıllarda doruğa çıkan zaza kurmanc ayrışımında yaşanmaktadır.

Bunun devlet patentli bir ayrışma politikası olduğuna kanaatim tamdır.

http://kayairfan12.blogspot.de/2013/07/gafrika-melezleri-ve-zazacilar.html  ve http://kayairfan12.blogspot.de/2013/07/zazakiyi-ayri-bir-dil-ve-etnisite.html

 Yukarıda linkini verdiğim yazılarım ise,  bu ayrışmanın mübessislerini ve beslendikleri kesimleri içermektedir.

Amaçlanan ise, 1970 sonrasında gelişen Kürt ulusal siyasetini parçalamak ve zayıf bıramak suretiyle, bu kesimi daha kolay kontrol altında tutmak, ve kürt ulusal mücadelesini dumura uğratmaktır. Düne kadar kürt'ten sayılan zazalar, birden ayrı bir millet olarak sahneye sürüldüler.
 Özellikle son dönemlerde devlet yöneticilerininde sıkça kullandıkları dilde, bu ayrışmayı derinleştiren niteliktedir.

Peki sormazlar mı ,bugüne kadar neredeydiniz?

Birkaç misyonerin Kürdistandaki izlenimlerinden yola çıkarak, zazakinin kurmanca diline benzemediğini , bu nedenle zazalar ayrı bir millettendirler savına mal bulmuş mağribi gibi sarılmış bulunmaktadırlar.

 Millet kavramınıda dil farklılığı üzerinden ilişkilendiriyorlar.
.
Oysa Türkler oğuz boyundan olduklarını söylerken aynı boydan olan birçok topluluğun konuştuğu dillerin türkçe ile hiçbir yakınlığı olmadığı gibi, bu toplulukların  her yıl düzenledikleri türk dil kurultaylarında, kullandıkları ortak dil ise Rusçadır. 
Çünkü hiçbir topluluk birbirini anlamamaktadır.
Bahsi geçen topluluklar türk olarak ad edilirken , zazalar  kürt değildir savı kurmanç dili örnek verilerek yapılmaktadır.
Sanki kürt dili sadece kurmancadan ibarettir.

Bu çevrelerin anlatımlarına göre üç bin yıllık tarihi geçmişi olan zazalar, eğer daha yeni kendi aidiyetlerinin farkına varmışlarsa ,  millet olma vasfını zaten kaybetmişlerdir.

Bu düşüncelerin, 1970 li yılların ortalarından sonra ortaya atılması hiçte tesadüf değildir.
Kürt ulusal bilinçlenmesinin hızla yükseldigi dönemlerdir.
Devletin bilinçli olarak ortaya attığı ve söylemlerinde sürekli olarak zazaları ayri gören anlayışı kısmen taban bulmuş, bu kesimin aidiyet haklarını sadece dil temelinde savunmaları, bunu işgalci devletten değilde, onları yok saydığı savını kurmanç aidiyeti üzerinden geliştirmeleri ve  sorumlu tutmaları, projenin nasıl işlediğinin ipuçlarını zaten ele veriyor.
Bu kesim kendilerini kürtlerden çok türklere daha yakın gören çevrelerdir.
Sömürgeci devleti görmeyen aynı mağduriyeti yaşayan kurmancları suçlu göstermeleri gösteriyor ki, bu çevreler belli merkezlerden yönetilmektedirler.

Başı çeken çevrelerin hiçbir dönemde kendi aidiyet haklarını yanı milletten doğma haklarını savunmadıklarını, yine sömürgeci devleti sorumlu görmediklerini, asıl sorumlu kesimin kendileri gibi mağdur kurmanç topluluğunu göstermeleri başlı başına bir çelişkidir.
Bir diğer çelişkide Kürt siyasi yelpazesinde yer alan parti ve örgütlerin programlarının, kürt toplum kesimlerinin tümünü kapsamayan , günümüz toplumunun ihtiyaçlarını karşılamayan,  somut gerçekliklerden uzak programlarıdır.

Yukarıdaki verilerin birkaçından yola çıkarak asıl meseleye gelemek istiyorum.

                                NASIL BİR KÜRDİSTAN?


Kürdistan, Kürdistanda yaşayan ve kendini Kürdistani gören herkesin ülkesidir.
Farklı inanç ve aidiyet kimliklerinin yanı sıra ,aynı aidiyeti taşıyan, kendini öteki gören, farklı kimliklerin bir arada özgürce yaşamalarını sağlayacak toplumsal bir sözleşme ile mümkündür...

Bütün bu kimliklerin bir arada eşit ve özgür bicimde yaşamaları için, nasıl bir Kürdistan sorusu bu bağlamda çokça önemlidir.

Hangi ulusalcı kürde sorarsanız sorunuz size mutlaka , bağımsız Kürdistan istiyorum diyecektir.
Çoğunluğun zihinlerindeki algı , sömürgesi oldukları  bağımsız ve sentralist modellerdir.
Bu modeller çağımızın ihtiyaçlarını karşılayan modeller hiç değildir. 
Bu model geniş toplum kesimlerininin hak ve özgürlüklerini kısıtlayan, tekçiliği esas alan ve asimilasyoncu politikalarla birçok kimliği içinde eritmeyi esas alır.
Oysa ben bütün renklerin içinde olacağı , her renkten çiçeklerin olduğu bir bahçe gibi bir ülkemizin olmasını istiyorum. Dikenli gülünden dikensiz çiçeğine kadar.
Hiçbir kimliğin bir diğer kimliğe üstünlük taslamasını asla kabul etmiyorum. Bundan kastım Inanc, dil ve aidiyet farklılıklarının tümünün eşitlik temelindeki temsiliyetidir.

Kürt siyasi parti ve örgütlerinin tümü bu doğrultuda  derhal programlarını yenilemeli, bütün bu farklılıkları içeren somut programlarla halklarımızın karşısına çıkmaları gerekir.

Kürt parti ve örgütleri dışında sivil toplum örgütlerininde , Kürdistan'ın ihtiyaçlarını karşılayabilecek uygun federal modeller üzerinde çalışmalara başlamaları elzemdir.
Örneğin: Alevi inancını taşıyan topluluk, şehirler, kasabalar ve istisna köyler dışında topluca belli bölgelerde yoğun olarak  yaşarlar. Birçok bölgede zaza ve kurmançlar içinde aynı durum sözkonusudur.

Kürdistan gerçekliğine en uygun model, federal yapı içindeki otonom bölgelerdir, bu bölgelerde yaşayan toplulukların kendi kendilerini yönetmeleri,  inanc, dil ve diğer kimliklerinden doğan hak ve özgürlüklerini sonuna kadar ve sınırsız bir şekilde yaşamalarıdır.
Örneğin : Zazaların nüfusça yoğun yaşadıkları Dersim,Bingöl ve Elazığ gibi yine kısmen Diyarbakır'da,Siverek'te ve başka yerellerde yaşayan zaza topluluğunun resmi dilinin zazaki olmak kaydıyla ,kurmanci'ninde ikinci resmi dil olması gerekir. Aynı durum kurmanç nufusun yoğun yaşadığı yerellerde kurmançlar lehine olması ve zazaki'ninde ikinci dil olması şart koşulmalı.


Inanç kimlikleri için böyle bir uygulama sözkonusu değildir. Her inanç kendi cemaati tarafından ihtiyaçları karşılanmak üzere özerk olmalı, ekonomik ve sosyal ihtiyaçları cemaatleri tarafından karşılanarak inançlarını sürdürmeleri en doğru olanıdır.
Bunun dışında Ezidi ve diğer gayri müslim halklar içinde aynı inanç ve aidiyet modeline uygun otonom bölgeler olmalıdır.

Kürdistan gibi çok renkli ve çok kimlikli bir ülkenin toplulukları kanımca ancak böyle özgür olabilirler. Birbirini ötekileyerek,yok sayarak,üstünlük taslayarak çelişkilerimizi derinleştiren zararlı tavır ve davranışları ötekilemektir.

Irfan KAYA







11 Şubat 2014 Salı

"Çok dikkat edin bunlar gizli kalmali"

Öcalan'in altincı videosundan Güneyli liderlere yönelik saldırıları ve T.C ye açık işbirligi önerisi.

Konuşmaların tümü Öcalan'ın sesinden alınmıştır.

-Talabani ve Barzaniye inanmayin, kendilerini her sekilde satarlar.
Peki! senin bu yaptiğin alişverişin adi nedir ey virrok?

-Talabani ve Barzani tekelini kücümsemeyin,cünkü arkasinda gercekten önemli gücler var. Ve ekliyor biz ilkeli tavir aldiktan sonra bunlari asariz.
Ey virrok, söyle bakalim kimin adina tavir alipta aşacaksın?

-Şimdi bunları nefes aldıramaz bir şekilde Türkiyeye bağlarız.
Peki! bu açık işbirliginin siyasi literatürde adı nedir?
Işbirlikçilik ve ajanliktır.

-Biraz daha o şehirlerde(Erbil) ağırligı oturtsak,serbest çalışma dedim,Türkmenlerle birlikte iç içeliğimiz oluştumu, bunlar köpek gibi bağlanır.
Bir Kürdün bir kürde karşı kullandığı sıfata bakınız?
Değerli yorumcular,
acaba kendisinin yaptığı nedir sizce?

-Barzani ve Talabaniden halk nefret ediyor.
Halkın bizimkilere olağan bir ilgisi olduğunu biliyorum.
Ufak bir destek bile demesem, bunları dıştalama, bunları bırakma, kısa süre sonra kitlenin dört dörtlük tutulması.
Ifadesini alan askeri yetkililerden bunların karşılanmasını talep ediyor,bütün bunları yapabilmek için.
Şunuda eklemeden geçmiyor. "Çok dikkat edin bunlar gizli kalmali" 
Ardından ciddi ufak bir ilişki,fazla para ve silah gerekmiyor.
Bize para ve silah verin biz bunu T.C adına layıkıyla yaparız demek istiyor.
1-Çatışma olmayacak
2-Barzani ve Talabaniyi güçlendirmeye gerek yok.

Burada da biz varken onlara neden gerek duyuluyor önerisini yapıyor.
Ve ekliyor.
Türkler adına Güneylilerle savaşmak istediğini açıkça beyan ediyor.

-Yavaş yavaş bu gereksiz adamları zayıflatalım onları, demokrasinin önünü açalım, Türkiyedeki demokratikleşmenin bir benzerini, işte Erbil olayı dediğim bu. Serbest propaganda serbest örgütlenme.

Sorgucu askeri yetkili soruyor: Oradakileri nasıl çekeriz yanımıza?
Öcalan cevaplıyor,çekeriz,onların üzerinde oynayan birkaç aşiret adamıdır. Biz biraz köprü olacağız, oradaki toplumsal kitle ile Türkiye arasında veya güneydoğu arasında.
Kürdistan demeye dili varmıyor. Türkiye adına kendileri, Güney Kürdistanda siyasi faaliyetler ve gerektiğinde oradaki güçlerle savaşma sözünü açıkça dile getiriyor.
Ve akıl vermeye devam ederek,
bir cephe siz belirleyin,programıda.
-Bundan hiçbir sorun çıkmayacağını rahatlıkla söyleyebilirim, Barzani ve Talabani'ye hiç nefes aldırmayalım diye ekliyor.
Önerim "Erbili almaktır"
Türkiye'nin 10-20 yıldır yapamadığını biz yaparız.


Bir millet adına,hemde yillarca savaştığı ve düşman bellediği devlete bu sözleri verenin siyasi literatürdeki karşılığı nedir?