Çırê Musyon

31 Temmuz 2013 Çarşamba

Necirvan ve Müslim'in Türkiye temasları

Önce Müslim sonrasında Necirvan'ın Türkiye temaslarının ardından yaptıkları açıklamada,
Türk devletinin yöneticilerinin Suriyede Kürtlere karşı bir tavirlarinin olmadigini dile getirdiklerini, biraz daha beklemelerini Suriye halkı ile ortak karar vermelerini söyledi
.
Oysa bunun böyle olmadığına ancak ahmak Kürtler inanir.
Yakın tarihte Kürtler Arjantinde bile Devlet kursa, gidip onu yıkarız diyen bugünkü Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah GÜL olduğunu unutuyorlar.

Tarih tekerrürden ibarettir.
Bu kadar düşmanca bir söylem olabilir mi?
Dünyada herkes devlet olsun bir tek Kürt devlet olmasın diyen ülkeler, Kürtdistanın sömürgecileri olduğunu ne çabuk unuttunuz.

Ey Neçirvan , Müslim ve efendisi, yeter artık bu pis ve kirli oyunlarınızdan bıktık, düşün artık mazlum Kürt halkının yakasıdan.
Dört asır önce yaşayan ve o zaman bu özlem ve hasretı çeken değerli büyüğümüz Êhmedê Xanê nin bu dizesi umarım her Kürdün kulağına küpe olur.

-Olsaydı bir dayanışma ve uzlaşmamız eğer,
 -Ve birbirimize hep itaat etseydik eğer,
 -Rom(Osmanlı) ,Acem(Fars) ve Arapların hepsi,
 -Bize hizmetçilik ederdi onların hepsi
 -O zaman tamamlardık dini de devleti de,
 -Ve elde ederdik bilimi de hikmeti de
                        Êhmedê Xanê

Yine yakin döneme ait bu anekdot umarim herkesin aklini basina devsirir.

* Mısır'da Nasır'ın iktidarı döneminde Kahire'de Kürdçe radyo yayına başlar.
 *Türkiyenin o dönem  Kahire Büyükelçisi apar topar Mısırlı yetkililere gidiyor ve Türkiye'nin Kürtçe yayından rahatsızlığını dile getiriyor. Bunun üzerine Mısırlı yetkili "Türkiye'de Kürt var mı?" diye soruyor. Büyükelçimiz "Yok" diye cevap verince Mısırlı yetkili"Madem yok, rahatsız olmanız için de bir sepep yok" diyor.

 * Işte Türk devletinin fobisi ; yıllarca red ve inkar ettiği,yok saydığı Kürdler için bir hak veya kazanımını engelemek için tıpkı Mısırda böyle diplomatik gaf yaptıkları gibi,gülünç durumada düştüklerini tarih bize hatırlatıyor.

Alın size sömürgecilerin bir Radio ya bile tahamüllerinin olmadigını , elde edeceğiniz bir statüye tahammül edeceklerini sananlar ancak aptallaradir.

29 Temmuz 2013 Pazartesi

KÜRDISTAN KÜRTLERINDIR

BDP eşbaşkanı S.Demirtaş ve KCK konseyi üyesi M.Karasu eş zamanlı olarak yaptıkları açıklamalarda aynı parellelde görüş beyan ettiler.

Demirtaş; Kürdistan devleti'nin Kürtlere bir hayri olmaz onun için istemiyoruz.
Karasu : Öcalan'ın felsefesinde devlet yoktur dedi.

Peki soruyorum!
Bir milletin en seçme evlatlarını devlet kurmak için savaştırıp katlettirdiniz şimdide devlet gereksizdir diyorsunuz. Savaşa yollayarak ölümlerine neden olduğunuz o çocuklarımızın suçu neydi, neden onların o kutsal inançlarına ihanet ettiniz?


Ilginç olan son günlerde birçok Türk siyasetçisi ve aydını Kürdistan olsun bu Kürtlerin en meşru hakkıdır derken.
Türkiye eski dişişleri bakanlarından Yaşar YAKIŞ ile Sosyolog Oya BAYDAR'in açıklamaları , Kürt siyasetçilerinin kulağına küpe olmalıdır.

Düşünün işgalcinin eski dişişleri bakanı devlet olmak Kürtlerinde hakkıdır , Sosyoloğuda ülke senindir diyor. Bizim adimiza siyaset yaptiklarını söyleyenler ise yok biz ülke istemezüüüüüüüüük diyorlar.

Onlar dünya siyasetini iyi okudukları ve kendi ülkelerinin çıkarları bunu gerektirdği için böyle düşünüyorlar. Güney Kürdistan örneğinide vererek, bakınız işte bize bir zararı yoktur hatta faydası bile vardır diyorlar. Boşuna korkmamıza gerekte yoktur demekteler.Hatta Kürtler devlet olursa bizim etki alanımız dahada genişler ve gelişiriz diyorlar.

Dünya tersine dönmüş lakin bizim haberimiz yok , alın Türk siyasetcisi ve aydını ile Kürt siyasilerin açıklamalarını karşılaştırın.
Boşuna dememişler "Agacın kurdu kendi içinden olmazsa agaç çürümez"



Rojava için özgürlükten statüden bahsedildiği bir dönemde hemde korkunç bir propaganda bombardımanı ile , peki kuzeyde niçin özgürlük ve statüden bahsedilmiyor? Demirtaş hiç utanmadan Türkiye hükümetine, başka bir parçada Kürtler devlet kuruyorsa bundan size ne diyebiliyor.

Eğer Rojava özgürleşecekse Kürdün özgürlüğüne en çok karşı olan ülkenizin büyük parcasinin işgalcisi Türkiye'de ne işiniz var?
Işgalcinin istihbarat örgütü ile konuşarak nasıl özgürleşme sağlanır bilgisi olan varsa söylesin?
Isgalcisine kapıkulluğu yapmakla özgürleşen halk yoktur. Bu resmen siyasi puştluktur.
Hic değilse bir defalık olsun Kürdüz ve Kürdistanda ülkemizdir deyiniz.



Dün Öcalan, kendini ziyarete eden ablası ve dayısına yaptığı açıklamalarda "ben çekiliyorum demiş"
Bir hafta önce başka sonrasında başka. Pragmatizminde bir adabı vardır be yüzsüz sen bunuda yerle bir ettin.

Daha geçen hafta BDP heyetine sürec iyi işliyor Eylülde ikinci aşamaya geçilir diye BDP heyetine açıklama yaptırdın.
Ne oldu bir haftada ne değiştide sen çekiliyorum diyorsun?
"Bu ne lahana bu ne perhiz"
Bu saatten sonra kimse senin bu bayatlamış numaralarınıda yutmaz. Halkı kendine daha çok bağlaman için böyle manevralar yapmanda gerekmez. Zaten Kürtler için istediğinde sadece qizilkurttur.



Irfan KAYA



27 Temmuz 2013 Cumartesi

AKP li Öcalan, Esatçı Müslüm buluşması

Dün Esatçı Müslim Hewler konferansı sonrası MIT'in tedarik ettiği özel uçakla Hewler'den Istanbula uçtu.

Uçak havaalanina iner inmez uçağa yaklaşan siyah renkli Jip ile onu alıp direkt MIT merkezine  götürdü.
Büyük ihtimalle MIT onu Öcalan ile buluşturarak TC nin Suriye politikası dogrultusunda ortak hareket etmeleri yönünde  bir  kez daha uyaracaktır.

MIT Müslim'e büyük ihtimalle El Nusra ile savaşmayacaksın uyarısında bulunmuştur..
Öcalan'ın, PYD nin El Nusra ile savaşmasına pek memnun olduğu söylenemez.

Peki ! Müslim bu dayatılanlara karşı koyabilecek mi?
Çünkü Müslim bunların dediğini yaparsa, bu defa Esat Müslim'i Şam'a çağırır, ona ben sana o kadar silah verdim,sana burayı kontrol et dedim. 
Sen ise kim çağırıyorsa  hemen koşup gidiyorsun. Söyle bakalım ben seni boşuna mı cezaevinden çikarıp buraları sana kontrol et diye bıraktım?

Ta başından Esat'ın adamı olan ve sözünden çıkmayan, 
Iki arada bir derede kalan Müslim'in işi hakikaten çok zor.
Anlaşılan Suriyede Kürtsüz muhalefet pek işe yaramadı. 
ÖSO denilen muhalefet başta Kürt ulusal taleplerini tümden red eden ve Kürtleri istemeyen bir tutum içindeydi. Bunda Türkiyenin etkisi büyüktü.
ÖSO zayıf kalınca Türkiye bu defa radikal El kaide ve ve El Nusra gibi istenmeyen örgütleri devreye koydu.Bütün amacı Kürtleri statüsüz bırakmaktı.
El kaide ve yavrusu Nusra, YPG karşısında tutunamayınca, TC bu defa PYD yi çağırdı, yeni  siyasetini bu defa Öcalan aracılığıyla PYD üzerinden uygulamaya çalışacaktır.
Bütün bu olup bitenler hayat bulacak mı derseniz  bence zordur. Çünkü Müslim ve PYD si ne Esat'tan ne Öcalan'dan olabilir.

Eğer uluslararası güçler böyle bir dayatma içinde olurlarsa, Müslim'de Esat'ın gideceğine kanaat getirirse saf değişebilir. O zaman ÖSO güçlenir. batili güçlerde Esat'in gitmesini çabuklaştırıp muhalefete her türlü yardımda bulunabilirler.
Batılılar Kürtleri bu muhalefete katarken,  Kürtlerin federal Kürdistan talebini ÖSO'ya kabul ettirmek koşuluyla bu desteği verebileceğini düşünüyorum. Işte o zaman Kürtler tümden muhalefet içinde yer alır, batılılarca oluşturulacak yeni Suriye paradigması içinde Kürtlerde devlete ortak olurlar,tipki Güney Kürdistan parçasında olduğu gibi.
Halen bazı Kürt çevreler Kürtleri akıllıca davranıp ,kimsenin tarafinda yer almayarak kendi yönetimlerini adım adım gerçekleştiriyorlar demekteler. Bu büyük bir yanılsamadır. Oysa yukarıda belittiğim gibi PYD Esat;ın sağladığı imkanları kullanarak bunları gerçekleştiriyor. 
Yarin Esat giderse Esat'çı PYD nin Suriyede yaşama şansı olur mu,ayrica
Esat sonrası sizin oluşturduğunuz yapılanmayı yeni Suriye eğemenleri kabul ederler mi?
Görünen o ki Kürtler açısından durumlar çok karışık.
Kürtler yönünü sürekli kazanan tarafa dönmelidirler. Ortadoğuda küresel güçler dışında kazanan olmayacağına göre Kürtler yönünü bu güçlere dönmek zorundadırlar. Çünkü belirleyici olan tek güç küresel güçlerdir.  Kendi proğramlarını bu güçlerin programına uygun şekilde düzenlemeli ve buna göre pozisyon almalıdırlar. 
Deyim yerinde ise kazanan at'a oynamalıyız. Bizim eski statükocularla işimiz olamaz.

Bütün bu olumsuzluklara rağmen Kürtler ortadoğuda kazanacaklardır. Kürtlerin büyük Kürdistan özlemi, özerk yönetimlere kavuşarak adım adım gerçekleşecektir.

26 Temmuz 2013 Cuma

ŞAM İLE ANKARA ARASINA SIKIŞAN KÜRTLER

Öcalan'in Qandile yolladığı mektupta öngörülen yol haritasında en dikkat çekici olan, "Misak-i Milli" komisyonu oluşturulsun ve hemen çalışmalara başlansın deniliyor.

Misak-ı Milli nedir?
Misak-i milli konu edildiginde cogu kimse ülkenin sinirlari olarak anliyor. Cünkü en cok misak bahsi sinir üzerine yapildigi icindir.

Mısak-milli icerik olarak anlami "yemin"dir. Milli kelimeside eklenince Milli yemin anlamindadir.
Misak-ı Milli TC'nin kuruluş amacını içeren, taviz verilemez, Türkiyenin olmazsa olmazıdır.
Bu yemin Türkiye eğemenlerince her firsatta dile getirilir herkesin buna uyması dayatılır.
Öcalan'da Kürtlere bunu dayatıyor ve herkesi Misak-ı milliye saygılı olmaya davet ediyor.
Bu ruhen Kürtlüğü bitirme projesidir.

--------------------------------------------------------------------------------------------------------

Ben statüsüz Kürtlerin Rojawada içerik olarak Kürtler tarafindan pek bilinmeyen demokratik özerklik ilaninin, Türkiyeye karşı atılmış bir adım olduğunu pek düşünmüyorum.

Öcalan'ın Misak-ı Milli komisyonu kurulsun, çalışmalara başlansın dediği bir dönemde bu ilanı aşk boşuna değildir diye düşünüyorum.

Neden derseniz?
PYD PKK nin Suriyedeki uydu örgütüdür. PKK nin yönettiği bu örgütün kendi başına karar alabileceğini düşünenlere ancak gülerim.

Acaba!
Bu misak-ı Milli planının bir parçası olmasın mı?

Bazıları ne yapılırsa yapılsın hep karşısınız, sizede birşey beğendiremedik diyebilirler.

Kim ne derse desin ben böyle düşünüyorum, bu duaya amin de diyemiyorum.


--------------------------------------------------------------------------------------------------------

Suriyedeki savaşta Esat ve ÖSO güçleri iki taraf olarak birbirleriyle savaşmaktadırlar.

Esat iktidar için ÖSO ise rejimi yikmak icin savastiğını biliyoruz.

Nihayetinde iki taraf vardır belli amaclar için savaşırlar.

Peki PYD hangi taraf için savaşıyor?

Bu soruyu hiç kimse kendine sormuyor ve mantikli bir cevapta veremiyor.

Bazılarının cevabı ise kaçamak ve inandırıci olmaktan ziyade birşeyde ifade etmiyor.

PYD bu savaşta taraf olmak zorunda değil, Kürdistanı özgürleştirmek için savaşmaktadırlar diyenler var. Buda hiç inandırıcı değil.

Kürdistanı özgürlestirmek için işgalci güç kimse ona kaşı savaşacaksın.

Işgalci güç Suriye ordusu olduğu için PYD nin Suriye ordusuna bir tek kursun sıktıgını ve bir tek Suriye askerini öldürdüğünü duyanınız var mı?

PYD kiminle savaşıyor?

PYD Suriye rejimini devirmek isteyen ÖSO ve diger güçler ile savasıyor.

Işgalcisi ile değil işgalci rejimi yıkmaya çalışan güçlerle çatışan ,kendini ulusalcı olarak tanımlayan yeryüzündeki tek hareket PYD olsa gerek.

Ister istemez akla gelen şu oluyor. PYD rejim karşıtı güçlerle savaşarak rejime rahat bir nefes aldırmıyor mu?

Madem ki Kürdistanın bir parçası özgürleşecekse, Suriye ordusu dahil bütün güçleri Kürdistandan kovmak gerekmez mi?

Sizce PYD ne yapmaya çalisıyor?


---------------------------------------------------------------------------------------------------

El Nusradir ne lanettir,

bazi Kürtler El Nusra'ya karşı niçin PYD nin yanında olmuyorsunuz diyorlar.

Kürde statü istemeyen sömürgecinin sürekli hizmetinde olanların pozisyonunu ve izledikleri stratejiyi eleştiriyoruz eleştirmeye devam edeceğizde.

Kürdistan, Esat'ın Suriyesinin mi yoksa El Nusra'nin mi sömürgesidir? 


60 yıldır Suriyede Kürdü yok sayan macir statüsünde tutan, mal mülk edinmesini yasaklayan Baas mı yoksa El Nusra'mıydı?

El Nusranın da Esatında canı cehenneme, bana kalırsa önce Esat'ın.


Bütün bu yasananlardan sonra Hewlerde Kürt konferanslarinin bu yil icinde 3. yapildi.

Suriyeli Kürt gruplar yeni Suriye paradigmasında federasyondan başka bir talep öne sürmeyeceklerini kamuoyuna deklere ettiler. 
Ardindan Türkiye Salih Müslim'i özel uçakla Türkiye ye getirtti ve Dişişleri bakanlığına bağlı müşteşarlar ve MIT ile görüşmeler halen devam etmektedir.
Bu görüşmelerin ilk somut adımı Resulayn'de çekilen YPG bayrağı indirilerek yerine Kürt ulusal konseyi bayrağı çekildi.

Acaba PYD Esat ile devam mı diyecek yoksa yönünü Imralıya mı dönecek yakında bunu göreceğiz.


20 Temmuz 2013 Cumartesi

ÇÖPCÜLER KRALI ERGANILI SÜLO






Piran Kürt tarihinde 1925 hareketiyle ismi ile öne çıkan meşhur beldelerimizdendir.

Sosyal yaşamı ve ilişkileriyle ilçeden çok köy yaşamını andıran bir yerleşkeydi.

1980 li yıllardı.

Piran belediyesinin çöp aracı yoktu, çöpler belediyenin kadrolu 4 çöpçüsü ve onlara zimmetli yine kadrolu eşeklerince Piran'ın dar sokaklarından alınır ilçe dışına taşınırdı.

 Çöpçülerin en renkli siması Erganili Süloydu.

Sülo Ergani'nin qakkolarındandı.

Türkçe dışında başka dil konuşmaz sesi ve okuduğu türkülerle herkes tarafından sevilirdi.

 Zeka olarak pek gelişkin biri değildi, ancak mizahi yönü onu sempatik kılıyordu.

Ilçenin mülki amirlerince de tanınır ve sevilirdi.

Birgün eşeği ile Hükümet konağının önünden çöp yükü ile geçerken eşegi yüksek sesle anırmaya (zırlamaya) başlar.

Eşeğin sesi hükümet konağında yankılanirken, makam penceresinin camını açan adliye hakimlerden biri Süloya,

-Sülo eşeğin iyi zırlıyor ha! diye takılınca,

Hakim'e dönen Sülo anında cevabını yapistirir, evet Hakim beg "seninde arpanda cok olsaydi, sende böyle zirlardin" der.

Sülo'nun cevabına karşın hakim şaşkınlık içinde Sülo'ya baka kalır...

20.07.2013

16 Temmuz 2013 Salı

Xelas yew awka



Welat Asli ya ez yew Kerema
... Dêrd mı gırunu ın çı weremu
Nisenciyenu pey tonun gıramun
Ez kotu miyun behri belun, el emun

Xelas yew awka ez zaf biya têşun
Çow cêy mı weş niyo her cêy mı rişyo
Xebêr nezunun munêni şişun
Ax ley felek wa kêy tu bıvêşu

Ez ha belaya,bela ho mına
Ez sêni ini tizbun gen ken ıni laya
Verg kot mıyun buelun kutık nilawa
Ini sêni heyat,sêni dinyaya

Qey hun mı ninu ıni şewun dergun
Zalım u xayin kot miyun vaş u mergun
Welat kot desti kutıkun u vergun
Ini sêni heyat eyr heqi ma mergu

Qıse : Şêx Mehdi ( Mehdi Özsöy )
Arekerdox : Mehmet Selim Çürükkaya
Muzik : Mikail Aslan
Albüm : Xoza - 2013

11 Temmuz 2013 Perşembe

Zazaki'yi ayri bir dil ve etnisite olarak görenleri taniyin.



"Eski köye yeni adet" diye bir deyim vardır. Sanırım bu deyimle başlamak daha doğru olur.
Bin yillardır dil,toplum ve sosyal bilimciler tarafından Kürd ad edilen Zazaların Kürd olmadığı şaiyasını dillendirerek taban bulmaya çalışanların geçmişlerini irdelemekte fayda vardır.

Siyaseten farklı kulvarlarda yürüyen birçok kesimin nasılda böyle bir proje ile yan yana geldiklerini görmek, ister istemez insanlarda kuşkular yaratmaktadır.

Bingöldeki zazacıların ezici çoğunluğu yıllarca Türk milliyetçiliğinin arkasından koşturulmuş ,Türk milliyetçiliği Kürdistanda iflas edince ,  bu kesim için yeni bir siyasi alan açmak ve onları eskisi gibi devletin yörüngesinde tutmak gerekiyordu. Iflas eden ideolojinin bir başka türevi biçiminde toplumu, başkalaşım geçirenler vasıtasıyla yeni bir alan açilıyordu.
Sormazlar mı, düne kadar Türktünüz ne oldu da birden Zaza oluverdiniz, hani zazalarda Türktü?


Devlet Dersimdeki Zazacılarıda ağırlıklı olarak kemalist ideolojiden beslenen kısmi sol ve sosyalist örgütler içinde eski ve halende yer alan bazı kadroları donatarak piyasaya sürüyordu. Bunun yanında alevi (Kızılbaş) inancını öne süren kesimlerde vardır.
Bu kesim çok ilginçtir kendilerini sünni zazalardanda ayri gören dillerinin, sadece Dersime özgü bir dil olduğu iddiasındalar. Bingöldekilerin aksine dillerine zazaki değil kırmancki demektedirler.

Siverek,Çermik ve Diyarbakır çevresindeki Zazacı gurubun içinde , ağırlıklı olarak Kürd siyasi hareketleri içinde geçmişte yer almış,kesimleri görüyoruz. Dikkat edilirse bu üç gurubun arasında bir konsensüs yoktur. Hepsi ayrı dünyaların insanlarıdır.Bunların tek ortak noktaları Kürd sorununa ve Kürdlere karşı olan tavır ve fikirleridir.

Bu fikirlerin öne cikarilmasinda ön ayak olanların başında Zülfü SELCAN gelmektedir.Zülfü Selcan , Zazaca nın ve Zazaların ayrı bir dil ve etnisite olduğu tezini savunan biridir. Kürd sorununa bakış açısıda bir o kadar olumsuzdur..Almanya da yaşayan Selcan'i devlet bilinen fikrilerinden dolayı tez elden Dersim Üniversitesine transfer etti.

Bir kitabınıda bir dönem MHP li görüşleri ile bilinen Hayri BAŞBUĞ'a ait yayınevinde bastırmıştır. Şimdi aynı kulvarda yürüyen geçmişte farkli düşüncelerden beslenen bu ikilinin ilişkileri ortadadır.

Hayri BAŞBUĞ ortada olmayan bir dönemler  Vartağıj, Şelıc ve başka mahlaslarla Zazalar ve Kurmancların Türk olduğu tezini yıllarca savundu durdu.
Pek ortalıkta görünmeyi sevmeyen, kime hizmet ettiği belli olan bu zat ,şimdi Türkcülük fikrinden vazgeçmiş Zazacılık yapmaktadır.
Hayri BAŞBUĞ ergenekon iddianamesinin 867,81,83,84.ncü sayfalarında da ismi geçen derin devletin has adamlarındandır.

Ayrıca Prof ünvanli zazacılık yapan biride Malatyali Orhan TÜRKDOĞAN;dır, bu zat  Erzurumda öğretim görevlisi iken , Ismail Beşikçi’nin görevden atılması için muhbir olarakta görevini icra etmiş biridir. Düşünün artik kimlerin elinde kaldığımızı.

Osman ÖZER'e gelince bu da kimdir nereden çıktı diyeceksiniz.
Osman Özer yine Zazacayı götürüp, orta asyadaki Altay-cuvaşca diline benzetmesi ayrı bir faciadır.
"Güneş balçıkla sıvanmaz" ama sıvamak çabası içinde balçığa bulaşmış olanlar güneşi göremezler.
Bu zat Gürcü babadan Ermeni anneden doğma yıllardır Bingölde MHP çevrelerinde Türkçülük siyaseti yapan bir devşirmedir.

Devlet projesi fikrinin en açık kanıtı ise
M.Şerif Fırat'a dönemin Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel tarafından Varto tarihi kitabı sipariş verilerek Kültür bakanliğınca bastırılması, kitapta zazacılık yapılması tesaddüf değildir. Bütün bunlar devletin bir polirtikasıdır.
Cemal Gürsel bir Kürt  alevisidir. Iki kimliğinden dolayıda sicili oldukça bozuk biriydi.
Ayni Cemal Gürsel: Kürdlere hitaben , "Kim ki size, siz Kürdsünüz derse onun yüzüne tükürün" diyordu.


Kürd tarihinde yaşanan bir anekdotu, Musa anterin hatıratlarından size aktararak konuya zenginleştirmek istiyorum.
Hoybun cemiyetinin kurucu başkanı Elazığ/Madenli Dr.Şükrü Sekban ve Celadet Bedirxan eskiye dayalı çok samimi iki Kürdçü arkadaştırlar.
SEKBAN Cumhuriyetin kurulduğu yıllarda Türkiye'yi terk ederek Irak'a gider, orada Sağlık Bakanı olur. Yani tarihteki 150’likler listesinin sürgünüdür.
Şükrü Sekban sürgünde üzüntüden verem hastalığına yakalanır. O dönemde Almanya’ya tedavi'ye gider. Alman basınını takip ederken Türkiye Kürdleri üzerinde vahşi baskı ve zulümlerin yapıldığını biliyordu.

SEKBAN, Musa ANTER'in hatıratlarında geçen uyduruk kitabı'nı "La Question Kurde" Kürd meselesi kitabını basıma verir. Kitapta savunduğu tez Kürdler Türk'tür, tezidir. Bu tezi savunmasının espiriside şu'dur ?
Bir Kürd aydını olarak bunu söylersem belki Kürdlere uygulanan baskılar azalır. Şükrü Sekban çevresine konuşmalarında, bu kitabı 1933 yılında çıkardıktan sonra eski arkadaşlarının çok üzüldüğünü söyler.


Bir gün Şam'a gider ve Celaddet Bedirxan'a misafir olur. Celaddet'le beraber yemek yerlerken, sofraya tanımadığı bir Arap yemeği gelir. Şükrü Sekban sorar ve der ki; Celaddet bu ne yemeğidir?
Celadet derki "Doktor bu patlıcandır ama sen kabak diyebilirsin !...
Bu sözünden anladım ki Celaddet bey benim kitabımı kast ediyor.


Evet ! bu kitaptaki tezler yıllarca Türk Tarih tezini savunan kurum ve kişilerce Kürdlere karşı kullanildi. Kürdler üzerinde 80 yıldır savunulan Türk-Tarih tezlerine bakın hepsi çöp sepetine atıldı. Bu tezler bilim dışı tamamen ırkçı, şoven tezlerdi. Türk-Tarih Kurumu bile artık bu tezleri savunmuyor.
Bu yazıda dilim döndüğü kadar sizlere Zazacılar ve efendilerini tanıtmaya çalıştım.

Irfan KAYA

9 Temmuz 2013 Salı

G.AFRÎKA MELEZLERÎ VE ZAZACILAR


Bir zamanlar Güney Afrikaya giden bir arkadaş oradaki gözlemlerini bizimle paylaşırken çok ilginç bir belirlemede bulunmuştu.
Zazacı olarak son günlerde boy gösteren bazı çevrelerin bizimle paylaşımlarını görünce aklıma Güney Afrika melezlerinin durumu geldi.

"Güney Afrikada nufusun % 92 sini zenciler %8 inı beyazlar oluşturmaktadır.
Bilindiği gibi 1990 lara kadar beyazlar iktidarda iken zenciler köleydiler.
Zenciler ile beyazların karışımı sonucu oluşan melezlerinde kaderi kanımca zencilerden daha kötü sayılırdı.
1990 lara kadar beyazlar melezleri ara bölgelere yerleştirerek adeta kendilerine Tampon bir bölge yaratmışlardı.
Arkadaşım zenciler köleliğe karşı mücadele ederken, melezler isbirlikçilik yani siyasi literatürümüzdeki karşılığı cahşlık yapıyorlardı.
Akıllarda ne kadar kötü işler varsa hepsini bu melezler yapıyordu. Bundan dolayı onlarda ne gurur nede kişilik hiç yoktu deyim yerinde ise tam kaşmerlerdi"

Ezilen toplumlarda bu talihsiz rolleri oynayan kesimlere sıkça rastlamak mümkündür.
Bu kesimlerden işbirlikçi ,muhbir,korucu,tetikçi ne ararsaniz buda mümkündür.
Kısacası kendi halkına düşman, düşmana ise dostturlar.
Bunu başta bilinçsizce yaparlar zamanla bu onlarda bir karakter haline dönüşür.
Bugün G.Afrikada onbir resmi dil konuşulmaktadir.
Kürt halkida bundan kendine hisse çıkarmalıdır. Yeryüzünde bizlerden başka varolma mücadelesi veren başka bir halk yoktur.

Bizim zazacilar tayfasina gelince.

1980 li yıllardan sonra devlet Kürt ulusalcılığına karşı  bazı çevreler aracılığıyla bu fikri desteklediğini, söylemlerinde de daha önce olmayan dili sıkça kullanmaya başladı
.
Resmi ideoloji zazaları daha önce Kürt toplumunun parçası olarak görürken, birden zazalar ayrı bir toplum olarak ad edilmeye başlandı. Buna hazır yetistirilmiş mevcut işbirlikçileride varken niye yapmasın ki.

Bu adamlari nasıl devşirdiler?
Bunun iyi incelenmesi gerekir.
1980 lere kadar Kürt ulusalcısı olarak bilinen Ebubekir Pamukçu ile yine Dersimden devşirilen sol ve sosyalist cevreler içinde bu fikirler gelişmeye başladı.
Bu çevreler daha sonra Dersim ve Bingöl Üniversitelerince desteklenerek hatta bu fikrin savunucularını daha sonra ögretim elemanı ünvanları ile taltif edecekti.
Bunun savunulması içinde bir tez'e ve toplumun tarihçesine ihtiyaç vardı. Bu da uyduruk bir tez ile yaratılarak bu kesimlere sunuldu..

Zazana diye tarihte hic olmamis bir ülkeden bahsedilmektedir.

Bihustun kitabelerinde Fıratın güneyinde bugünkü Basra cevresinde antik cağda  bir kasaba olarak gecen zazana ,bugün böyle bir yer haritalarda yoktur. Bu çevrelerce kuzey Kürdistanda bilinmeyen bir ülke icat ederek zazaların kökenini buraya bağlamaktadırlar.
Nerede zaza kelimesi geçiyorsa balıklama atlamakla beraber hemen orada zaza aramaya koyuluyorlar.
Mal bulmuş mağribi gibi.

Çince de de zaza kelımesine Güney Afrikada da bazı dillerde zaza kelimesine rastlamak mümkündür.
Hatta bir dönem Gürcü asıllı Zaza adında Fenerbahçeli bir basketbolcu bile vardı.


Bu çevreler kendilerini asimile eden yok sayan egemen sistem yerine, Kürtler bizi asimile etmeye calışıyor gibi komik gerekçelerin arkasına sığınarak Kürtlere düşman bir tavır içindedirler.
Kürtler sanki Devlet olmus kendilerni kurtarmış yetmezmiş gibi onlarıda asimile ediyorlarmis.


Buda bize bunun devlet destekli bir projenin ürünü olduğunu çağrıştırmaktadır. Deyim yerinde ise dertleri üzüm yemekten cok bağcıyı dövmektir.
Devlet adeta bunlari Kürtlerle arasinda tampon yapmis, melezlerin rolünü bunlara vererek kendi karektersizlerinide yaratmis görünüyor..

Bu çevreler geçmişte  farklı yerellerde farklı düsünce ve ideolojilerin içinde yer almış ve sistemin siyasetini hatta tetikçiliğini yapmış çevreler olarakta bilinmektedirler.

Bu çevreler halende egemen sisteme karşı bir sorun olmazlarken, hatta devlet tarafından adeta korunurlarken,yine devlet yöneticileri  zaman zaman kendileri lehine propagandaya katılırken, kendileri ise sisteme karşı değil, sistemin asimile red ve inkar etmeye calıştığı Kürtlük düsüncesi taşıyan çevrelere karşı adeta devlet dili ile saldırmaktadırlar.
Geçmişteki kirlilikleri adeta G.Afrika melezleri gibi kendilerindede bir karektere dönüşmüştür.

Bingölde MHP ve BBP gibi sistemin irkçı soven partileri içinde siyaset yaptıkları bilinen çevreler, bugün AKP icinde palazlanarak varlıklarını sürdürmektedirler. AKP yönetici ve yereldeki politikacılarınında sıkça zazalardan bahsetmesi tesadüf olmazsa gerek.

Dersimde ise sol ve sosyalist olduklarını, bazılarınında Kemalist CHP yanlısı oldukları bilinirken, aidiyet olarakta Kürt olmadiklarını, hatta daha ileri giderek inanç kimliği üzerinden sünni zazalardanda kendilerini ayrıştırarak kendilerini Kırmanc olarak ad etmektedirler. Sünni zazalarla hiçbir bağlarının olmadığınıda iddia etmektedirler. Kendi dillerinin sadece Dersime özgü bir dil olduğunun iddiası içindedirler.

Birbirinden kopuk ve zaman zaman Kürt kimliğine karşı bir arada saf tuttukları görünsede realitlerinin böyle olmadığıni biliyoruz.

Ayni dili konuşan iki yereldeki aidiyet farklılığı hic görülmüsmüdür?

Irlandalilar bir ulustur. Farkli inanç kimlikleri olmasına rağmen herkes Irlandalıdır. Katolik ve Protestan Irlandalıların kendilerini farklı iki ulustan olduklarına veya söylediklerine hiç şahit oldunuz mu?
Ayni şeyi sünni ve alevi Türkler içinde söylesek doğru olur.

Haydi şimdi ayıklayın pirincin taşını.

09.07.2013

İrfan KAYA