Çırê Musyon

19 Ağustos 2012 Pazar

BİNGÖL SENİ ÇOK ÖZLEDIM..!


Bingöl'ü çok özledim .
Biliyorum hiçbirşeyin eskisi gibi olmadiğini.. 
Özlediğim o eski sosyal dokuyu  bulamayacağimi çok iyi biliyorum.
Beş yıl sonrasını düşünemiyorum bile.

En çokta çocukluk yıllarımdaki Bingölü özledim.
Aşaği çarşı deresinde yüzdüğümüz su birikintilerine göl adını veriyorduk...
Kendimizin isim taktığı bu göllere her öğleden sonra yüzmeye giderdik.
Meteroloji gölü diye bir gölümüz vardı , en çokta oraya giderdik..
Arkası yassı kayalık taşlardan oluşuyordu...
Mayomuz yoktu , bazen çıplak büyüyüncede donlarımızla girerdik suya..
Sudan çıkınca kızgın güneşin ısıttığı o kayalıklar üzerinde vucudumuzu yanmaya bırakırdık.
Öğlen saatlerinde girdiğimiz gölden akşam üzeri çıkar, kavak ağaclarının yoğun olduğu bahçelere dalarak gezinerek evlerimize giderdik.
Hele rahmetli Sêh Vererojik'in meyve bahçesi sürekli hedefimizdi.
Meyve ihtiyacımızı bu bahceden giderirdik...
Bunun dışında rahmetli Sait Bozganın yine Meh Kormanıc ve Ziraat bahçelerinide unutmamak lazım.

Mahalle'nin gençleri adeta namus bekçileri gibiydiler.
Başka mahallelerden gelip  kız sevmek veya bakmak kavga nedeniydi.


Azizanli Deli ibo'nun ölen annesine ağlaması, yine araba egsozundan çıkan sesleri taklit etmesi, Deli Kemalin yerlerden izmarit toplayıp içmesi ve kağıt toplayarak ateş yakması gözlerimin önünden hiç geçmedi ki!
Müftü Müjdedini anmadanda geçmek olmaz...
Efendi herkesin göbebeğiydi..

Akşamları bir başka güzeldi.
Aşağı çarşıya bakan tepeden dam üzerinde yatan aşağı çarşı sakinlerini taşlar huzur vermezdik.
Ertesi gün aşağı çarşıdaki arkadaşlarımızla akşamdan dolayı kavgalarımız olurdu.
Mahalle arası gençlerin kavgası adeta bir savaş gibiydi.
Herkes hasım bellediği bir başka mahalleliyi gördüğü yerde kıstırır öç aldığını düşünürdü.
Yaş ilerleyince geçmişte yaşananlar anlamsızlaşıyordu. Dünün kavgalıları çok samimi birer arkadaş oluvermişlerdi.

Herşey 70 li yılların ortalarında birden değişiverdi.
Siyaset Bingöllüleri kamplara ayırmış arkadaşlıkların çoğu nihayetlenmiş adeta arkadaş en yakın arkadaşının  düşmanı oluvermişti.
Acılar çektik taziyelere gitmeye utanır olduk ..
Sahi! ne olmuştu bize?
Aradabir düşünmüyor değilim.
Halk gerçekliğimize ters ideolojiler, bilinçli bir şekilde kurgulanmış, bizi bölüp parçalama nedeni olmuştu.
Egemenlerin bizleri bölme parçalama senaryolarının figüranları olmuş, adeta birbirimizi bogazlamıştık.
10 yıllarca komşuluk ve akrabalık bağlarıyla iç içe geçmiş insanlarımız bu anlamsız kavgadan dolayı büyük zararlar gördüler....
Herşeye rağmen unutulmuyor, özlemedim desem yalan olur.
Sürgünde olmak bu duyguları hergün yaşamak ne kadar acı.
Düşünün ne zaman döneceginiz belli değilken beklemek, ne kadar acı veriyor insana.
Ölülerinize ve hastalarınıza gidemiyorsunuz.
Acı ve sevinçlerinizi paylaşamıyorsunuz.
Bundan daha büyük bir cezanin insanlara verilebileceğini düşünemiyorum.
Hergün içimde yaşadıklarımı paylaştım..
Kalın sağlıcakla!!

Irfan KAYA