Çırê Musyon

20 Temmuz 2017 Perşembe

Dr Sait

Hani her hayatın bir hüzünlü hikayesi vardır derler ya, ama kimi insanın bir değil onlarca hüzünlü ve yürek burkutan hikayesi vardır. Her acı olgunlaştırır,serpiştirir,pekiştirir ve nasırlaştırır yüreklerini. Her hayat kendine benzer hayatlarda, hikayelerde hayat teselli ve avuntu bulur.
Kişinin hayata karşı dirençli,dirayetli ve metanetli olmasının yollarından biride avuntu ve tesellileridir. Bu avuntu ve tesellilerin bir hayat boyu devam ettiğine inaniyorum.
Dr Sait ve ailesinin hikayeside böyle bir hayat.
Dr Sait Cürükkaya´nın şehadetinden sonra kendisi hakkında elim bir türlü kalem tutmadı ki yazayım..Onun yurtseverliğini,yiğitliğini,cesaretini ve insan sevgisini birçok kişi yazdı ve hepimiz buna aşinayız.
Ben onun siyasi cizgisi ve yükselişini yazmayacağım..
Onunla paylaştığım bir iki anıyı yazmayı daha uygun buldum. Çünkü insanlar arkalarında bıraktıklari izler ve anılarıyla hep anılır ve yaşatılırlar.
Dr  2001 de Güney Kürdistandan Almanyaya uçtuğunda, kendisini Franfurt havalimanından almak üzere iki gün önce Wuppertal´e gelen agabeyi Selim ile  yine birgün önce kardesim Yilmaz’ı aynı havalimanından Selim ile birlite almıştık. Ertesi gün gelecek olan Dr Sait’i beklemeye koyulduk..Ertesi gün gelecek olan Doktoru almak icin ben,Selim,kardeslerim Yılmaz , Orhan ve aynı sabah Bremenden gelen yeğeni Ferman ve belki yasal bir engel çıkar diye Köln´den Berivan Aymaz’ıda alarak yola iki araba ile çıktık.
Evimizde de birgün öncesinden başlayan hummalı çalışma, gelecek misafirleri ağırlamak için yapılıyordu. Doktoru öglen saatlerinde havalimanından alarak Wuppertal’e geldik. Yemeklerimizi yedikten sonra sohbet koyulaştı. Dr her zaman olduğu gibi espiriler yaparak anlatıyordu. Daha çok çocukluğunda yaşadığı bir anısı beni çok güldürmüştü.
Bunu anlatmamın sebebine gelince.
Bugün akşam saatlerinde Bingölde çekilmiş bir videoyu izlerken, yoldan geçen ağabeyi Necmettin´i görünce aklıma esti yazayım dedim.
Necmettin bildiğim kadarıyla Dr.un anıt mezarını yapmak için Bingöl´de bulunuyor.
Gelelim Dr’un anlatımlarına..
Bana hoca biliyormusun, bizim Necmettin, biz henüz cocukken bize çok zalim davranıyordu..
Kendisine ,Necmettin evinizin bütün yükünü omuzlarında yıllarca taşıdı öyle deme , bana yok o anlamda demiyorum dedi..
Anlat bakalım ne zalimliği vardı?
Anı:I
Her zaman ki gibi o duru ve temiz duygularıyla anlattı..
Birgün evimiz misafir doluydu.
Annem bir tepsi dolu kavurmalı yumurta yapmıştı. Bende çocukken en çok kavurmalı yumurta yemeğini seviyordum. Canım yemek istiyordu , ancak Necmettin ikide bir bana göz ediyor dışarı çıkmamı misafirlerle oturmamamı istiyordu.
Bende Necmettin abime o çocuk aklımla, ben yemiyorum sadece bakıyorum dedim. Tabi sesimi duyan misafirler bana yer açarak benimde yememi sağladılar. Çok mutlu olmuştum.
Sonrasinda ne oldu?
Valla hicbirşey olmadı.
Necmettin sana sonra kızmadı mı?
Yok
Herhalde öyle unuttu.
Ani:II
Yılmaz grubu ile Güney Kürdistana gelmişti .O zamanlar tecrit altında kimseyle görüştürülmüyordum. Yalnız Yilmaz’ın geldiğini uzaktan gördüm. Etrafını akbabalar hemen sardı..Çünkü Yılmaz’da epeyce yüklü miktarda para olduğunu biliyordum. Amacım kendisine ulaşmak ve o parayı akbabalara kaptırmamaktı. Çünkü örgütten ayrılmayı düşünüyor ve kuzeyden gelen arkadaşlarımı bekliyordum. O an nihayet gelmiş çatmışti. Ayrılmak için para gerekiyordu. Parayıda ayrıldıktan sonra arkadaşlarla barınacağımız alanda giderlerimizi karşılamak için kullanacaktık. Ancak Yılmaz’a ulaşamadığım için parayı ondan çoktan almışlardı. Tam 370 bin Mark.
Paraları teslim eden Yılmaz´la birkaç saat sonra buluşmuştuk..O beni görmeye gelmişti..Kendisine inşallah parayı vermemişsin dediğimde ..
Benden yetiştiğim anda Cemil ve Duran, beni odaya alarak partinin emanetlerini teslim etmeniz gerekir dediler..
Bende teslim ettim..
Bilseydim vermezdim üzerimde herhangi birşey yok derdim, yada çok az bir miktar verirdim dedi..
Tabi iş işten geçmişti ne yapabilirdik ki..
Paranın yerini biliyorduk ancak ulaşma imkanımız yoktu.
Hatta birkaç deneyimimiz başarısız oldu böylece vazgeçtik..
Bilindiği gibi Mayıs 2000 de ilk büyük grup olarak 28 kişi Dr Sait Cürükkaya´nın komutasında ayrıldı. Insiyatif olarak kendilerini kamuoyuna duyurdular. Sonraki gelişmeler daha çok Güney Kürdistan´lıları zor durumda bırakmamak kaydı ile çalışmalarını avrupaya taşırarak devam etmek istedilerse de, avrupada sürekli gözetim ve gözaltılar sonucu insiyatif dağıldı.
Dr Sait her zaman içindeki o Kürdistan aşkı ile sanki avrupada misafir gibiydi. O aksine diğer Kürtlerde olmayan ruh ile hep yaşadı. Ta ki İŞİD Güneye saldırıncaya kadar.
O kapı Dr için aralanmıştı.
Ve Dr bu aşkını Kürdistanın özgürlüğü için kullandı.
O ruhunu artık Kürdistan anaya teslim etmişti..
Nur icinde uyu !
Kürdistanın yiğit evladı.